You are currently browsing the monthly archive for Şubat, 2007.
(Güney Korenin başkentindeki İslam merkezinin başkanı olan Doktor Zahid Muhammed ile orada yaşayan Müslümanların durumları ve kaygıları hakkında yapılan söyleşi)
>Bize Güney Koredeki İslami davetten kısaca bahsedermisiniz?
-Gerçekten Güney Kore ilmi ve teknolojik olarak gelişmiş devletlerden biri,aynı zamanda demokratik bir ülke…Din ve düşünce özgürlüğüne sahip çıkıyor bu sebeple bizlere İslama davet,İslam akidesinin ve ilkelerinin öğretilmesi hususunda izin veriyor.
Koredeki görevimiz gayri müslimleri İslam’a çağırmak ve Müslümanların İslam ahlakı üzerine tedrici olarak eğitilmesi.Elhamdulillah ben 22 senedir bu görevi sürdürüyorum,Kore halkında İslam’a,İslamın ilkelerine ve İslamın çağırdığı herşeye karşı bir hoşgörü olduğunu görüyorum.
>Ülkenizdeki Müslümanların sayısı ne kadar? Read the rest of this entry »
NEFSİME MEKTUP
Ey nefsim!Sana şaşıyorum!!İçerisinde rahatlık olmayan bir evde rahatlık istiyorsun.
Fani olduğunu bildiğin dünyanın tadını çıkarmak istiyorsun.Zevk ve eğlence istiyorsun olayların akıbetine bakmıyorsun.
Ey nefs! Neden insanların önünde takvalı,saf ve iffetli görünmeye uğraşıp karanlık kaplayıpta insanların evlerine çekildikleri vakit sanki seni görmüyormuş gibi Allah’a isyan etmeye cüret ediyorsun.
Subhanallah!!!Allah’ı sana bakanların en basitimi kıldın?
“Vallahi sizden hiç kimse yoktur ki, birinizin gördüğü dolunayla başbaşa kaldığı gibi Rabbiyle başbaşa kalmasın. Sonra Allah ona şöyle buyurur:
Ey Ademoğlu, benim hakkımda seni ne aldattı?
Ey Ademoğlu benim için ne amel işledin?
Ey Ademoğlu, Benden ne kadar hayâ ettin?
Ey Ademoğlu, peygamberlere ne cevap verdin?
Ey Âdemoğlu, sana helâl olmayana bakarken Ben gözlerinin üzerinde gözcü değil miydim?
Sana helâl olmayan şeyleri dinlerken Ben kulaklarının üzerinde kontrolcü değil miydim?
Ey Âdemoğlu, sana helâl olmayan şeyleri söylerken Ben dilinin üzerinde murakıp değil miydim?
Sen ellerinle helâl olmayan şeyleri tutarken, Ben onların üzerinde gözcü değil miydim?
Felanca Camii imamı Abdullah hoca, resmi işlerini yaptırmak için nüfus müdürlüğüne gider. Kendisinden TC kimlik numarası istenince, en yakın internet-cafenin yolunu tutmak zorunda kalır. Cafenin kapısından girerken levhada yazılı isim “fesüphânallah’lar, estağfirullah’lar çektirir hoca efendiye, hem de ardı arkasmca: CEN.NET CAFE… Cafe işleten delikanlıya hacetini söyler:
- Evlâdım T.C. kimlik numarası istediler benden, yardımcı olabilir misin?
- Tabi amcacım, siz şuraya oturun, şu işimi hemen bitirip sizinle ilgilenirim.
Abdullah hoca başlar beklemeye. Böylelikle bulunduğu mekânı inceleme fırsatı da geçer eline. Demek ki gençlerin girip bir türlü çıkmak bilmedikleri, internet-cafe denilen yer burasıdır. Gözüne takılan her detaydan rahatsız olarak, huzursuz bakışlarla etrafını süzer durur. Evin bodrumunda kurduğu fare tuzakları gelir aklına. Küçücük bir peynire tutsak olan fareler nasıl kapandan çıkamıyorlarsa, ayrı telden oyunlara yakalanan gençlerin de buradan çıkamadıklarım düşünür. Bir “fesuphanallah” daha çeker ve:
- Âhir zaman fitneleri işte canım, der kendi kendine…
Hoca efendinin huzursuz olduğunu fark eden delikanlı hemen bir çay söyleyince, kendisine ikram edilmesinden memnun olur Abdullah amca. En azından bu da bir hürmet
ifadesidir. “Aferin” derken içinden, hayıflanır istemeden:
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
Salih, kutsal bir mücadele olan Çeçenistan’dan, benim sana olan tavsiyem bu dur. İslam tarihi sayfalarında sadece Allah yolunda verdikleri sözleri tutanları şerefle kayıd edilmiştir. Onlar ise sözlerinde durarak söyledikleri gibi, savaşın olduğu yere gidenlerdir. İnan bana oğlum, para inananları inaçlarından alıkoydu. İnananlar batılaştılar ve onların maaşlara tapıyorlar. Ancak, Allahın verdiği daha hayırlı dır.
Ve bu yanlış davranıştan dolayı insanlar sanki hayvanlaşmışlar. Yani, onlar sabah kahvaltıya kalkarlar, sonra işe giderler, sonra oğle yemeğe giderier, sonra eve giderler ve sonunda yatarlar. Ve onların hayatlarında başka bir amaç ve hedefi yoktur.
Irak’ta ABD askerlerine karsi savasirken gazi olan Konyali Hakan Sabanci, Filipinler’de 1 hafta once isgalcilerle girdigi bir catisma esnasinda sehid dustu. 2003 yilinda katildigi Ummul Kasir direnisinde agir sekilde yaralanan Sabanci’nin, Turkiye’ye donup tedavi olduktan sonra bir baska cihad bolgesi olan Filipinler’e gittigi ogrenildi.
Irak’ta ABD askerlerine karsi savasirken gazi olan Konyali Hakan Sabanci, Filipinler’de 1 hafta once isgalcilerle girdigi bir catisma esnasinda sehid dustu. 2003 yilinda katildigi Ummul Kasir direnisinde agir sekilde yaralanan Sabanci’nin, Turkiye’ye donup tedavi olduktan sonra bir baska cihad bolgesi olan Filipinler’e gittigi ogrenildi.
Bir Guneydogu Asya ulkesi olan Filipinler de tipki Irak, Afganistan ve Cecenistan gibi Muslumanlarin zalimlere karsi kiyam ettikleri bir ulke.
1 Yemekten önce tuz ile başlayacağım inşaallah!
2 Artık yatarken sağıma dönüp yatacağım inşaallah!
3 Artık gece üzeri açık yiyecek/içecek bırakmayacağım inşaallah!
4 Yediğim yiyecek/içeceklerin nerden geldiğine dikkat edeceğim!
5 Daha az televizyon izleyeceğim!
7 Evde lüzumsuz yanan ışıklara dikkat edeceğim!
8 Abdestsiz uyumamaya çalışacağım!
9 Kerehat vaktinde (güneş doğarken ve batarken) yatmacağım.
Yiyecek/içecek Mevzuularında..
1 Yemekleri ailemle beraber yiyeceğim!
2 Yemek bitmeden önce kısa da olsa dua edeceğim!
3 Yemekten sonra dökülen ekmek ufaklarını yiyeceğim!
4 Artık ayakta su içmeyeceğim!
5 Suyu üç yudumda içeceğim inşaallah!
6 Tuvalete sol ayakla girip, sağ ayakla çıkacağım!
7 Yemeğe besmele ile başlayacağım!
8 Sofradan doymadan kalkacağım inşaallah!
Dışarıdaki Hayatta ..
1 Kan vereceğim!
2 Bir kötülük gördüğüm zaman güzel bir şekilde uyaracağım!
3 Sinirlendiğim zaman abdest alacağım!
4 Çocuklara da selam vereceğim!
5 Gıybet etmemek için elimden geleni yapacağım!
6 Artık yere tükürmeyeceğim!
7 Dışarı abdestsiz çıkmamaya çalışacağım!
8 Elime geçen paranın kaynağınından emin olacağım!
9 Her fırsatta insanlara selam vermeye çalışacağım!
10 Kahkahayla gülmeyeceğim..
Kişisel Gelişimde..
1 Yapamadağım bir şey düşüneceğim!
İbadetlerde..
1 Bir dostuma Kur’ân hediye edeceğim!
2 En yakın zamanda Kur’ân öğrenmeye başlayacağım!
3 Her gün az da olsa Kur’ân okumaya çalışacağım!
4 Kur’ân meâli de okuyacağım!
5 Haftada en az bir gün gece namazı kılacağım!
6 Arkadaşlarıma isimleriyle dua edeceğim!
7 Özellikle namazda okuduğum kısa sûrelerin manâlarını öğreneceğim!
Şahsî Hayatımızda..
1 Banyodan sonra diz kapaklarımdan aşağıya soğuk su dökeceğim!
2 Misvak kullanmaya başlayacağım!
3 Boş bulundukça salavat, zikr, tesbih çekeceğim inşaallah!
Bilgisayar Hayatında..
1 Şu anda ekrandan gözümü çevirip, göz kırpacağım!
Dostlarla Muhabbetlerde..
2 Anlatacak güzel bir kıssa/hikaye ezberleyeceğim!
http://www.siyahnur.com/proje/hareket/
Pakize suda’nın kadınlar hakkındaki yorumu
* Bütün kadınlar birbirlerini rakip olarak görürler
Birbirlerini kıskanmaları için aynı meslekten olmalarıyla da menfaatlerinin çatışması falan
şart değildir Ortalıkta kendilerinden başka kadınların da dolaşıyor olması,kıskanmaları için yeterli bir sebeptir. Yolu kadınların görev yaptığı bir yere, örneğin bir banka şubesine düşen bir kadın, gördüğü muameleden bunu şıp diye anlayabilir.
* Bütün kadınların mutlaka koşulacak şartları vardır. “Seninle evlenirim ama…”,”dediğini yaparım ama…”
* Nedense bütün aşk şiirleri, en duygulu şarkı sözleri hep erkekler tarafından yazılmıştır.Çok duygulu oldukları söylenen kadınların bu sırada ne yaptıkları merak konusudur. Bence kadınlar o sırada diğer kadınları incelemekle meşguldürler. “Ne giymiş, ne takmış, benden güzel mi?”Vs…
Soru : Zina yapan evli bayan ve erkeğin durumları nedir ve ne yapmaları lazımdır?
————————————————————————————————–
Cevap: Bismillahirrahmanirrahim
Çok büyük günah işlemişlerdir. Zinayı yapan kimse muhsan yani evli veya dul ise recmedilir yani taşlanarak öldürülür. Hz. Ömer (RA) şöyle demiştir:
“Gerçekten ALLAH Teâlâ, Hz. Muhammed (S.A.V.) Efendimizi hak din ile göndermiş ve kendisine Kitab’ı indirmiştir. ALLAH Teâlâ’nın indirdiği şeyler içinde recm ayeti de vardı. Bizler o ayeti okuduk, anladık ve iyice ezberledik. Bunun içindir ki, Resûlüllah (S.A.V.) Efendimiz recmetti, O’ndan sonra biz de recm ettik.
Halden anlayan bir çok kişinin de yaşadığı gibi bilgisayar ve İnternet kullanımında olumsuz tespit ve görüşlerin çokluğu sizi şaşırtmasın! Çünkü hep beğendiğim şu özlü sözü burada nakletmek isterim: “Ateş, düştüğü yeri yakar!”
İnternet git gide ateşler ve bataklıklarla dolu bir ülke haline geldi!… Eğer ateş engellerini, tuzakları ve bataklığa düşmeden ‘Hazinelerin bulunduğu gizli ülke’ye yâni erdemliliğe başarıyla ulaşabilirseniz, sizi tebrik ederim! Çok zor…
Hem hayat yolunda hem internet yolculuğunda önce iyi niyet, sonra onu gerçekleştirmek ve tuzaklara düşmemek için güçlü bir irade gerekir! Kararsızlık, tereddüt ve kötüye ilk adım en büyük hata oluyor! Çünkü bataklığa bir adım atan, kolay kolay kendini kurtaramıyor ! Karanlık çekim etkisine ve girdaba karşı da insanın direnme ve rota değiştirme gücü olması gerekiyor.
İnternet bu güne kadar ki fotoğraf, dergi, televizyon gibi etkili yayınlardan daha büyük etkiye sahiptir. Hem aydınlık ufuklara hem de tılsımlı ve karanlık, bilinmeyenlerle dolu bir dünyaya açılan penceredir…
Bu ilginç olay Halit Turhan Bey’in hatıralarında yer almaktadır: “1932 yılında Cumhuriyet gazetesinin tertiplediği güzellik yarışmasını Keriman Halis kazanmıştı. Aynı yıl Belçika’nın Spa şehrinde 28 ülkenin katılmasıyla dünya güzellik yarışması düzenlenmişti. 1913 yılında doğan Keriman Halis, bu yarışmaya Türkiye’yi temsilen katıldı. Günlerce Spa şehrinde kalan güzeller, çeşitli kişilerle görüştü ve konuştular. Yarışma gününde jürinin önünde kızlar birer birer geçip giyimleriyle, bakışlarıyla, tebessümleriyle puan toplamaya çalıştılar. Jüri salona geçip, puan değerlendirmesi yapmak istedi. Başkan kürsüye geçerek :
- Sayın jüri üyeleri, bugün Avrupa’nın Hıristiyanlığın zaferini kutluyoruz. 1400 senedir dünya üzerinde hâkimiyetini sürdüren İslamiyet artık bitmiştir. Onu Avrupa bitirmiştir. Bir zamanlar sokağı bile, pencere arkasından seyredebilen Müslüman kadınların temsilcisi Türk güzeli Keriman, mayo ile aramızdadır. Bu kızı, zaferimizin tacı kabul edeceğiz, onu kraliçe seçeceğiz. Ondan daha güzel varmış, yokmuş bu önemli değil… Bu sene güzellik kraliçesi seçmiyoruz. Bu sene İslamı yenmenin zaferini kutluyoruz. Avrupa’nın zaferini kutluyoruz. Bir zamanlar Fransa’da oynanan dansa müdahalede bulunan Kanuni Sultan Süleyman’ın torunu işte mayo ve sutyen ile önümüzdedir. Kendini bizlere beğendirmek istemektedir. Biz de bize uyan bu kızı beğendik. Müslümanların geleceği böyle olması temennisiyle Türk güzelini dünya güzeli olarak seçiyoruz. Fakat kadehlerimizi Avrupa’nın zaferi için kaldıracağız.”
Böylece Keriman Halis dünya güzeli seçildi. Resimleri gazetelerde basıldı. Hatta kartpostal yapılarak satıldı, elden ele dolaştı.”
Hz. Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün):
“Ümmetim onbeş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belanın gelmesi vâcip olur!” buyurmuşlardı.
(Yanındakiler:) “Ey Allah’ın Resûlü! Bunlar nelerdir?” diye sordular. Aleyhissalâtu vesselâm saydı:
-Ganimet (yani milli servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) tedavül eden bir metâ haline gelirse,
-Emanet (edilen şeyleri emânet alan kimseler, sorumlu ve yetkililer, memurlar) ganimet (malı yerini tutup, yağmalayıp nefislerine helal) kıldıkları zaman,
-Zekât (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telâkki ettikleri zaman.
-Kişi annesinin hukukuna riayet etmeyip, kadınına itaat ettiği;
-Babasından uzaklaşıp ahbabına yaklaştığı;
-Mescidlerde (rıza-yı ilâhi gözetmeyen husûmet, alış-veriş, eğlence ve siyâsiyâta vs. müteallik) sesler yükseldiği zaman.
-Kavme, onların en alçağı (erzel) reis olduğu;
-(Devlet otoritesinin yetersizliği sebebiyle tedhiş ve zulümle insanları sindiren
zorba) kişiye zararı dokunmasın diye hürmet ettiği;
-(Çeşitli adlarla imal edilen) içkiler (serbestçe) içildiği;
-İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği;
-(San’at, bale, konser gibi çeşitli adlar altında; bar, gazino, dansing ve salonlarda ve hatta televizyon ve filim gibi çeşitli vasıtalarla yaygın şekilde) şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri edinildiği;
-Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar ve bahanelerle) hakâret ettiği zaman artık kızıl rüzgârı, (zelzeleyi), yere batışı (hasfı) veya suret değiştirmeyi (meshi) veya gökten taş yağmasını, (kazfi) bekleyin.”
Tirmizi, Fiten 39, (2211).
zehirliok.com alıntı…
Hz. Ali’nin vermiş olduğu mehrin bir kısmı ile Hz. Fatıma validemiz için alınan çeyiz ve ev eşyası on sekiz parçadan ibarettir.
Resul-i Ekrem . 400 dirhemlik mehirden Hz. Ebu Bekir’e 63 dirhem vererek, çeyiz satın almak üzere, onu çarşıya gönderdi. Bunların taşınmasına yardım etmek üzere Hz. Selman ile Hz. Bilal’i yardımcı verdi. Alınan on sekiz parça eşya şunlardır:
3 adet minder, 1 adet seccade, 1 adet içi hurma lifiyle doldurulmuş yüz yastığı, 2 adet el değirmeni, 1 adet su tulumu, 1 adet su testisi, 1 adet meşin su bardağı, 1 adet elek, 1 adet havlu, 1 adet koç postu, 1 adet alaca kilim, 1 adet sedir [divan], 2 adet Yemen işi alaca elbise, 1 adet kadife yorgan.
Hz. Ebu Bekir bunları getirdiğinde, cihanın Fahr-i Ebedisi Hz. Muhammed (s.a.v.) yaşlı gözlerle şöyle dua etti: “Ya Rabbi, senin sevmediğin israftan çekinen kimselere bu eşyayı hayırlı kıl.”
İşte Hz. Fatıma, bir ev için en zaruri ihtiyaçlardan bulunan bu kadarcık bir ev eşyası ile gelin oldu.
Zamanımızda yapılan düğünlerde o derece lüks ve israfa kaçılmaktadır ki, bir yuvayı kurmak pahasına oğlan ve kızın babaları çökmektedirler. Birçok aile de istenilen eşyalarının fazlalığı yüzünden çocuklarını evlendirememektedir. Müslümanların bu konuda çok anlayışlı olması lazımdır.
Çoğu zaman yapılan eşya ile bir tuhafiye ve konfeksiyon mağazası açmak mümkün olabilir. Bunların hepsini giymeğe bir ömür kafi gelmez. İnsan daraldığı zaman satayım dese, kıymeti üzerinden müşteri bulması mümkün değildir. Bunların çoğu sandıklarda çürür ve bozulur gider.
Masraf ihtiyaca göre yapılacak iken, bu ölçü terk edilerek, irada göre sarfiyata gidilmekte ve hatta çoğu zaman bunu da aşmaktadır.
Bizlere örnek olması için Hz. Âişe validemizin ev eyasını da bildirelim:
1 adet sedir, 1 adet hasır, 1 adet yatak, 1 adet yastık, 2 adet çanak (un ve hurma koymak için), 1 adet su kabı, 1 adet su tası.
(Evliliğin Dinimizdeki Yeri - Mehmet Oruç)
Arkadaslar;elimizden geldigince insanları yanlıştan,nefislerinden,cehennemden,azaptan kurtarmaya çalıştık,çalısıyoruz.
Bu çalısmayıda sadece , takib ettigim bazı sitelerden aldıgım yazıları buraya ekleyerek yaptım.(Yani neymiş;İnsanlara dogruyu öğretmek,insanları doğru yola sevkedebilmek,belkide hayatlarını değiştirmek o kadarda zor değilmiş.)
Sitenin açılış tarihi 22/01/07 bugünün tarihi ise 02/02/07.
Yaklaşık 10 günlük bir zamanda ; bugun saat 21:32 itibari ile site görüntülenme sayısı 869.
Ancak bu görüntülenme hayra alametmi değilmi pek anlayamadım…..
Sizde aşagıda göreceginiz istatistiklerden bunu daha iyi anlayabileceksiniz.
En çok aratılan terimler evlilik ve cinsel içerikli .
En çok okunan yazı şampiyonlugunda;
1. Evliyim, ama chat yapıyorum!
Sitemize ahlak dışı yazılan terimlerle ulaşanlar,belki kurtuluş reçetesi olan bu yazıları okuyunca,”Allahım ben
napıyorum,bunun cezası,hükmü şuymuş,ahiretimi ve hayatımı ailemi mahvedecektim.Tövbe ettim
bakmayacagım,yapmayacagım” demiş ise,görevimizi hakkıyla yapmıs,bizede o kişiler dua etmiştir inşaallah.
Ayrıca şuna çok şaşırdımki evli olupta chat yapanlar ne çokmuş öyle!Yoksa sadece meraktanmı okudunuz hanımlar
beyler?Huu kime diyorz yahu!Size be,müslüman dindar geçinipte hala helali dışında sanalda fingirdeşenlere!!!
Allah ıslah etsin,zaman çok kötü.Napıcaz biz böyle,sag köşeden kaçsak sol köşeden,yukardan kaçsak aşagıdan
saldırıyor bu pislik isyankar şeytan.
Siz insanlar(bende dahil) çok geç olmadan kurtuluş reçetelerine;Kur’an,hadis ve Hz.Peygambere sarılın.
Dünya hayatının yalnızca bir oyun ve oyalanmadan başkası oldugunu unutmayın.
Sırası ile;
1-Bugun şu an itibari ile ve dün arama motorlarına yazılıp,sitemize ulaşılan terimler.
2-Bugün ve dün sitemizde şu an itibari ile en çok görüntülenme sayısına sahip ilk 10 yazı.
*1*
*2*
Allah sonumuzu hayr etsin.Yorumlarınızı bekliyoruz…
Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir.(En’am.32)
Çok tehlikeli düşmanımız olan şeytan, çok akıllı ve çok bilinçlidir. İnsanların yaşamına, bilincine, bedensel ve ruhsal özelliklerine göre hareket eder.
İhlâs ve takva üzere İslamı yaşamaya çalışan kişiyi, sapık bir yola çekemez ve haram işlemeğe sevk edemez ise, dinin direği olan namazdan koparmağa çalışır. İmana eş değere yakın olan ve tüm ibadetlerin başı olan namazı ikinci plâna çekmek için;
Genelde, evdeki kız çocuğu annesini örnek alır. Bunun için anne, her hali ile kızına örnek olmalıdır. İşte bütün genç kızlarımıza, asırlar önce yaşamış, hali vakti yerinde, soylu bir aileye mensup Ümame Hanımın, gelinlik çağındaki kızına yazdığı örnek mektubu sunmak istiyoruz. Bilhassa zamanımızda her genç kızın çok ihtiyacı olan bir nasihat bu:
Sevgili Kızım!
Bir kızın, annesi ve babası zengin, asil diye evlenmeye ihtiyacı olmasaydı, senin ve benim hiçbir zaman evlenmeye ihtiyacımız olmazdı. Fakat, durum böyle değildir.
Yavrum!
Şimdi sana kırk yıllık evliliğimin tecrübelerine dayanarak bazı tavsiyelerde bulunacağım. Bu tavsiyelerimi iyice öğrenip gerektiği şekilde hareket edersen, hayatın boyunca rahat edersin. Kocanla aranız hiçbir zaman bozulmaz. Bu dünyada mutlu bir ömür geçirdiğin gibi ahirette de ebedi saadete ulaşırsın.
İstanbul’un fethi, Türk tarihinin en mühim hadisesi ve Türklerin tarihte kazandığı zaferlerin en muhteşemidir. Bütün İslâm dünyasını da büyük bir sevince boğan bu fetih dolayısıyla günlerce süren şenlikler yapılmış, camilerde sehidlerin ruhlarına hatimler okunmuştur. Tarih boyunca 26 defa kuşatılmış olan İstanbul’un fethinin Fatih Sultan Mehmed Han’a nasip olması, şüphesiz bir «Kader-i ilâhî» idi.
| — Kardeşlerime ne zaman kavuşacağım (acaba)? — Biz senin kardeşlerin değil miyiz? dediler. — Siz, benim Eshabımsmız, kardeşlerim, beni görmeden bana îman edenlerdir. Onları pek özledim! (Râmuzulehadis 4813.) HADÎS-İ ŞERİF |
|
| 1987.05.26 Tarihli Fazilet Takvimi | |








Son Yorumlar