Ahir zamanın anlatıldığı hadislerde, yeryüzünde kötülüğü organize edecek, insanları din ahlakından uzaklaştıracak, kargaşa ve bozgunculuğa neden olacak Deccal’in çıkışı, kıyametin büyük alametlerineden biri olarak haber verilmektedir.
Son zamanlarda yeryüzünde artan şiddet, işkence,
anarşi, kargaşa, katliam, savaş, çatışma, zulüm, devlet
ve örgüt terörleri Deccal’in çıktığını ve bunları yönettiğini gösteriyor.
(Allah-u Alem, En Doğrusunu Allah Bilir)
![]() Peygamberimiz (sav)’in hadislerine göre Deccal’in kayalık bir mevkide saklanacağı anlaşılmaktadır. Nitekim Kudüs’teki Harem-i Şerif bölgesinin altı kayalık bir yapıdadır. Peygamberimiz (sav)’in üzerine basarak miraca yükseldiği, sonradan üzerine Kubbet-üs Sahra’nın inşa edildiği kutsal kaya Hacer-i Muallak da burada bulunmaktadır. Hadiste bildirilen kayalık bölgenin, Kubbet-üs Sahra ve Mescid-i Aksa’nın bulunduğu Harem-i Şerif olması ve Deccal’in burada saklanıyor olması muhtemeldir. |
Hadislerde yer alan bilgilere göre, Hz. İsa’nın yeniden yeryüzüne gelmesi, Hz. Mehdi’nin zuhuru, Deccal’in ortaya çıkması aynı dönem içinde olacaktır. Hz. İsa ile Hz. Mehdi’nin beraber namaz kılacakları Peygamberimiz (sav) tarafından haber verilmiştir. Bir hadiste şöyle buyrulmuştur:
İMAMLARI salih bir insan olan MEHDİ OLDUĞU halde, BEYTÜ’L MAKDİS’E SIĞINIRLAR. Orada imamları kendilerine sabah namazını kıldırmak için öne geçtiği bir sırada, bir de bakarlar ki, MERYEM OĞLU İSA SABAH VAKTİNDE İNMİŞTİR. Mehdi, Hz. İsa’yı öne geçirmek için arkaya çekilir. HZ. İSA ONUN OMUZLARINA ELİNİ KOYAR ve ona der ki, “Geç öne namazı kıldır. Zira kamet senin için getirilmiştir… Namazı bitirip dönünce Hz. İsa, “Mescid’in kapısını açınız” der. Kapı açılınca, arkasında hepsi taylasanlı yetmişbin kişiyle birlikte DECCAL’İN BEKLEMEKTE OLDUĞU GÖRÜLÜR…1
Deccal, Yüzyılın Başında Çıkacaktır
Hadislerde Hz. İsa ve Hz. Mehdi’nin, Mesih Deccal’in fitnesine karşı birlikte bir fikri mücadele yürütecekleri de haber verilmiştir. Bu mücadelenin hangi dönemde gerçekleşeceğine dair de hadislerde işaretler vardır. Peygamberimiz (sav), bir hadis-i şerifinde Deccal’in yüzyılın başında çıkacağını bildirmiştir:
Dünya kurulduğundan beri her yüzün başında önemli bir olay olmuştur. BİR YÜZÜN BAŞLARINDA DA DECCAL ÇIKAR ve Meryem oğlu İsa nüzul ederek (yeryüzüne inerek) onu yok eder.2
Peygamberimiz (sav) bir başka hadisinde ise şöyle bildirmektedir:
Bu ümmetin ömrü BİN SENEYİ GEÇECEK, fakat BİN BEŞ YÜZ SENEYİ aşmayacaktır…3
Peygamber Efendimiz (sav), ümmetin ömrünün 1500 seneyi geçmeyeceğini bildirdiğine göre, bu büyük olayların meydana gelişinin 2000′li yıllara işaret ediyor olması muhtemeldir.
Büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi, hicri 1327′de Şam’daki Emevi Camii’nde ünlü hutbesinde, 1371′den sonraki İslam aleminin geleceğine yönelik izahlar yaparken, Hz. Mehdi’nin büyük fikri mücadelesinin 2000′li yıllarda gerçekleşeceğine dikkat çekmiştir:
Evet şimdi olmasa da 30-40 SENE SONRA fen ve hakiki marifet (hüner, sanat, ilim ve fenlerle öğrenilen bilgi) ve medeniyetin mehasini (iyi ve faydalı yönlerini) o üç kuvveti tam teçhiz edip (o üç kuvvetle donatıp), cihazatını verip (gerekli ihtiyacını karşılayıp) o dokuz manileri mağlup edip (o dokuz engelleri yenip) dağıtmak için taharri-i hakikat meyelanını (gerçekleri araştırma eğilimi) ve insaf ve muhabbet-i insaniyeyi (insan sevgisini) o dokuz düşman taifesinin (sınıfının) cephesine göndermiş, inşaAllah YARIM ASIR SONRA onları darmadağın edecek.4
Said Nursi, sözünün son kısmında yer alan “yarım asır sonra” ifadesiyle hicri 1421 yani 2001 yılında Hz. Mehdi’nin vesilesiyle, materyalist, Darwinist ve ateist felsefelerin insanlar üzerindeki etkisinin yok olacağına işaret etmiştir.
Bediüzzaman, Hz. Mehdi’nin çıkış tarihi hakkında başka bir izahında ise, Hz. Mehdi’nin kendisinden sonra geleceğini bildirmiş ve “İstikbal-i dünyeviyede (dünyanın geleceğinde) 1400 SENE SONRA GELECEK bir hakikati asırlarında karib (yakın) zannetmişler.” (Sözler, 318) ifadesiyle çıkış tarihine bir defa daha işaret etmiştir. Bediüzzaman başka bir izahında ise “acib şahıs” olarak nitelediği Hz. Mehdi’ye ortam hazırlamakta olduğunu haber vermiştir:
“O ileride gelecek ACİB ŞAHSIN (şaşılan ve hayret uyandıran şahsın) bir hizmetkarı ve ona yer hazır edecek bir dümdarı (önceden gelen takipçisi) ve o büyük kumandanın pişdar bir neferi (öncü bir askeri) olduğumu zannediyorum.” (Barla Lahikası, 162)
Deccal, Anarşi ve Terörü Teşvik Eder
Hadislerde Deccal’in tüm yeryüzünde fitne ve karışıklığa neden olacağı bildirilmiştir. Son zamanlarda yeryüzünde artan şiddet, işkence, anarşi, kargaşa, katliam, savaş, çatışma, zulüm, devlet ve örgüt terörleri Deccal’in çıktığını ve bunları yönettiğini gösteriyor. Bir hadiste bu durum şöyle haber verilmiştir:
… (O sırada) FİTNELER, KARIŞIKLIKLAR, İHTİLALLER çok olur da insanlar BİRBİRLERİNİ ÖLDÜRÜRLER. İnsanlar kendi canlarına kıyarlar ve yeryüzünü belalar kaplar. İşte öyle sıkıntılı bir zamanda … MEL’UN (lanetlenmiş) DECCAL … çıkar..5
Kuran’da da Allah, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıp düzeni bozan, kötülüğü örgütleyip düzenleyen, sürekli savaş çıkarmak isteyen insanların varlığını bildirmiştir. Bir ayette şöyle buyrulur:
… Onlar ne zaman savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez. (Maide Suresi, 64)
Deccal, bu ahlakın önde gelen temsilcisidir. Daha çok kan dökmek için şiddeti, terörü ve anarşiyi birer zulüm silahı olarak kullanır. Diğer hadislerde de, ahir zamanda öldürmelerin artacağı, Deccal’in yönlendirmesiyle çıkan savaşların her yeri tahrip edeceği şu şekilde bildirilmiştir:
“Zaman (kıyamet) yakınlaşır, amel eksilir, insanlara aşırı cimrilik ve hırs atılır, herc çok olur” buyurdu.
Sahabiler: Herc nedir? diye sordular.
Rasulullah: “ÖLDÜRMEK, ÖLDÜRMEK!” buyurdu.6
Hiçbir belde yoktur ki onu DECCAL ORDULARI ÇİĞNEMEYECEK OLSUN.7
Günümüzde ülkeler arasında hiçbir haklı gerekçesi olmadan yaşanan savaşlar, bir toplum içerisinde suni nedenlerle meydana gelen iç çatışmalar, masum ve sivil insanları hedef alan terörist saldırılar, Deccal’in sebep olduğu bozgunculuğun örnekleridir.
Deccal’in Anarşi ve Terörü Yaygınlaştırmak İçin Uyguladığı Taktikler
Bediüzzaman Said Nursi de eserlerinde Deccal’in yeryüzünde neden olacağı kargaşa ve bozulmaya dikkat çekmiştir. Üstad, Deccal’in anarşi ve terörü yaygınlaştırmak ve bu yolla Yecüc ve Mecüc’e (Yecüc ve Mecüc, ahir zamanda ortaya çıkacağı bildirilen kıyamet alametlerindendir.) zemin hazırlamak için başvuracağı taktikleri de açıklamıştır. Bediüzzaman’ın konuyla ilgili sözü şu şekildedir:
… Büyük Deccal, şeytanın iğvası (telkinleri) ve hükmüyle şeriat-ı İseviyenin ahkamını (İseviliğin hükümlerini) kaldırıp Hıristiyanların hayat-ı içtimaiyelerini (sosyal hayatlarını) idare eden RABITALARI (birleştiren unsurları) BOZARAK ANARŞİSTLİĞE ve YECÜC MECÜC’E ZEMİN HAZIR EDER… Şeriat-ı Muhammediye’nin (a.s.m.) (Peygamberimiz (sav)’in getirdiği Kuran ahlakının gereklerini) ebedi bir kısım ahkamını (hükümlerini) nefis ve şeytanın desiseleriyle (aldatmacalarıyla) kaldırmaya çalışarak hayat-ı beşeriyenin (insan yaşamının) maddi ve manevi rabıtalarını (birleştiren unsurlar) bozarak, serkeş (inatçı) ve sarhoş ve sersem nefisleri başıboş bırakarak hürmet ve merhamet gibi nurani zincirleri çözer; hevesat-ı müteaffine (nefsi tutkular) bataklığında birbirine saldırmak için cebri (zorla) bir serbestiyet (özgürlük) ve ayn-ı istibdat (baskı) bir hürriyet vermek ile DEHŞETLİ BİR ANARŞİSTLİĞE MEYDAN AÇAR…8
Deccal’in bu hedefine nasıl ulaştığını ise Bediüzzaman şu şekilde anlatmaktadır:
1. İnsanların nefislerine uymalarını sağlayarak
.. Şeriat-ı Muhammediye’nin (a.s.m.) (Peygamberimiz (sav)’in getirdiği Kuran ahlakının gereklerini) ebedi bir kısım ahkamını (hükümlerini) NEFİS VE ŞEYTANIN DESİSELERİYLE (aldatmacalarıyla) KALDIRMAYA ÇALIŞARAK…
Üstad’ın da işaret ettiği gibi Deccal, insanları din ahlakını uygulamaktan uzaklaştıracaktır. İnsanlara vicdanlarına değil nefislerine uymayı telkin edecektir.
2. İnsanların arasındaki hürmet ve merhameti kaldırarak
… hayat-ı beşeriyenin (insan yaşamının) maddi ve manevi rabıtalarını (birleştiren unsurlar) bozarak, serkeş (inatçı) ve sarhoş ve sersem nefisleri başıboş bırakarak HÜRMET VE MERHAMET GİBİ NURANİ ZİNCİRLERİ ÇÖZER…
Allah’ın insanlara emrettiği ahlakın gereği olan fedakarlık, yardımseverlik, şefkat, merhamet, sevgi, tevazu; insanları maddi ve manevi olarak güçlendiren, birarada tutan, toplum içinde düzeni ve dirliği sağlayan unsurlardır. Deccal, bu unsurları ortadan kaldıran telkinler vererek düzeni bozar. Üstad da bu gerçeğe işaret etmiştir.
3. İnsanları baskı altında tutarak
… hevesat-ı müteaffine (nefsi tutkular) bataklığında birbirine saldırmak için cebri (zorla) bir serbestiyet (özgürlük) ve ayn-ı istibdat (baskı) bir hürriyet vermek ile DEHŞETLİ BİR ANARŞİSTLİĞE MEYDAN AÇAR…
Üstad bu sözleriyle, Deccal’in oluşturduğu nefsani ortamda insanların sözde kendilerini özgür sandıklarına, oysa aslında büyük bir baskı ve kontrol altında tutulduklarına dikkat çekmiştir. Deccal’in telkinini yaptığı sistemde, insanların çoğunluğu nefislerine uyarak kendilerinin sözde modern ve özgür bir hayat yaşadıklarını sanırlar. Zevkleri, eğlenceleri, sohbetleri, hatta giyimleri ve yemekleri dahi yönlendirildikleri yaşam modeline uygun olarak aynı anlayışı temsil eder. Deccal’in amacı, bu yolla kitleleri cahil bırakmak; düşünmekten, kavramaktan, değerlendirmekten yoksun hale getirmektir. Çünkü cahil kitleleri yönetmek son derece kolaydır. Bununla birlikte, nefse dayalı bu sistemde insanları akıl ve vicdanları değil hırsları ve tutkuları yönlendirir, bu nedenle de büyük bir karmaşa ortaya çıkar.
Deccal’in hedefine ulaşmak için başvurduğu başka yöntemler de vardır. Hadislerde işaret edildiği gibi, bunlardan biri de Deccal’in peygamberliğini ve sözde ilahlığını (Allah’ı tenzih ederiz) ilan ederek kitleleri etki altına almaya çalışmasıdır.
Deccal, Önce Peygamberliğini Sonra Sözde İlahlığını İlan Edecektir
Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) bir hadisinde şöyle buyurmuştur:
(Deccal) Çıktığı zaman … herkes ONU SAHİCİ BİR MÜRŞİT SANIP peşine takılacak, sonra Küfe’ye gelince aynı şekilde çalışmalarını sürdürecek, DERKEN PEYGAMBERLİK İDDİA EDECEK… Bunu gören akıl sahibi kişiler ondan ayrılacaklar… Daha sonra ULUHİYET (ilahlık) DAVASINDA bulunacak… Haşa “Ben Allah’ım” diyecek…. (Taberani bunu Sahabi olan b. Mu’temer’den böyle rivayet etmiştir.)9
Deccal’in hadislerde bildirilen özelliklerinden biri de kendini bir mürşit gibi hatta bir peygamber gibi tanıtmasıdır. Bu da Deccal’in kötülüğü organize ederken insanları sözde Allah adına, sanki dini bir amaç güdüyormuş gibi görünerek yönlendireceğine işaret etmektedir. Deccal en sonunda da sözde ilahlığını ilan edecektir. (Allah’ı tenzih ederiz.)
Bir başka hadiste ise, Deccal’in bu sapkınlığı şöyle haber verilir:
O (Deccal) önce: “BEN BİR PEYGAMBERİM”, diyecektir. Halbuki benden sonra hiçbir peygamber yoktur. Sonra ikinci bir iddiada bulunarak: “BEN RABBİNİZİM”, diyecektir. Halbuki siz ölünceye kadar Rabbiniz’i göremezsiniz…10
Hadislerde verilen bilgilerden de açıkça anlaşıldığı gibi Deccal kendisini safha safha gösterecektir. Asıl düşüncesi kendisinin sözde ilah olduğudur. Ancak bunu ilk planda açıkça ifade etmesi durumunda planlarının zarar görebileceğini düşündüğünden, yavaş yavaş telkinde bulunur. Bu nedenle önce yol gösterici olduğunu iddia eder, sonra peygamber olduğunu, sonraysa sözde ilah olduğunu söyler.
Deccal şeytanın telkinleriyle hareket eder. Deccal’in yardımcısı ve dostu şeytandır. Peygamber Efendimiz (sav), Deccal’in, şeytandan ve dostlarından yardım alacağını bildirmiştir. Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği gibi, Deccal, şeytanın da yardımı ve desteğiyle kendisinin sözde ilah olduğu yalanını insanlar arasında yayar:
… ŞEYTANLAR ONA: “NE İSTERSEN SÖYLE, YAPALIM!” diyecekler. O da: “Haydi gidin, insanlara benim onların Rabbi olduğumu söyleyin!” deyip her birini bir tarafa salacak…11 (Allah’ı tenzih ederiz.)
Kuran’da ise şeytanın hakimiyeti altına girmiş insanların durumu şöyle haber verilir:
Kim Rahman (olan Allah)ın zikrini görmezlikten gelirse, Biz bir şeytana onun ‘üzerini kabukla bağlattırırız’, artık bu, onun bir yakın dostudur. (Zuhruf Suresi, 36)
Deccal imansızlığının bir göstergesi olarak, Allah’tan korkacağına şiddetle şeytandan korkarak, onun emirlerini yerine getirir. Ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, şiddeti ve terörü teşvik etmek, insanların kanını dökmek, insanları kötülüğe yönlendirmek için ondan emir almaktadır.
Hadislerden anlaşıldığına göre, Deccal’in gizlice faaliyet gösterdiği içinde bulunduğumuz bu dönem, kendisinin mürşit olduğunu öne sürdüğü dönemdir. () Deccal’in mürşitlik iddiasında olması bazı imanı ve aklı zayıf kişileri etkileyebilir. Oysa Deccal sözde İlahlık iddiasında olduğu için, Rabbimiz’e, peygamberlere, din ahlakına düşman bir kişidir. (Allah’ı tenzih ederiz)
Hz. Muhammed (sav)’e, Hz. Musa’ya, Hz. İsa’ya, Hz. Davud’a, Hz. Süleyman’a ve diğer tüm mübarek peygamberlere karşıdır. Bediüzzaman da Deccal’in kutsal değerlere olan düşmanlığını bir hikmetli sözünde şöyle belirtmiştir:
Büyük Deccal’in ispirtizma nevinden teshir edici (hipnoz edici) özellikleri bulunur… Sadece dünyayı maksad edinen bu münkir (inkarcı), mutlak inançsızlıktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata (kutsal değerlere) hücum eder.12
Deccal’in açıkça sözde ilahlığını iddia ettiği döneme gelindiğindeyse, Hz. İsa, Allah’ın izniyle onu ve tüm hilelerini yerle bir edecektir.
Yalancı Mucizeleriyle Çoğu İnsanı Aldatabilir
Hadislerde Deccal’in sözde ilahlığını iddia ederken bazı aldatıcı yöntemler kullanarak, şeytanın da yardımıyla yalancı mucizeler (istidrac) gerçekleştireceği bildirilmektedir:
Fitnesinden birisi de şudur: O, bir bedeviye: “Söyle bakayım! Eğer ben SENİN İÇİN ANANI VE BABANI DİRİLTİRSEM benim senin Rabbin olduğuma şehadet eder misin?” diyecek. Bedevi de: “Evet,” diyecek. Bunun üzerine İKİ ŞEYTAN ONUN BABASI VE ANASI SURETLERİNDE ONA GÖRÜNECEKLER…13
Bunun üzerine Deccal, başındaki şekavet (haydutluk, bedbahtlık) ehline:
“Şimdi ben bu adamı öldürür, sonra diriltirsem, benim uluhiyet (ilahlık) iddiası işinde şüphe eder misiniz?” diye sorar.14
Onun bir fitnesi de şudur: O, tek bir kişiye musallat kılınarak O KİŞİYİ ÖLDÜRÜP TESTEREYLE BİÇECEK. Hatta o kişinin cesedi iki parçaya bölünmüş olarak (ayrı ayrı yerlere) atılacaktır. Sonra Deccal (orada bulunanlara): “Şu (öldürdüğüm) kuluma bakınız. ŞİMDİ BEN ONU DİRİLTECEĞİM…” diyecektir.15
Hadislerde verilen bilgilerde görüldüğü gibi, Deccal yalancı mucizelerini, sözde ilahlık iddiasını insanlara kabul ettirebilmek için kullanacaktır. Zayıf akıllı insanlar bunları adeta birer “mucize” zannedebilirler. Oysa mucize, Allah’ın veli kullarına lutfettiği bir nimettir. Deccal’in gösterdiği olağanüstü olaylar ise birer istidrac, yani Allah’ın insanları denemek için yarattığı ve kafirlerde görülen yalancı mucizelerdir.
İslam alimleri Deccal’in bu yalancı mucizeleri gerçekleştirirken, büyü, hipnotizma gibi yöntemler kullanabileceğine işaret etmişlerdir. Bediüzzaman Said Nursi, Deccal’in bu yönünü şöyle açıklamıştır:
Ve onların başına geçen en büyükleri, İSPİRTİZMA VE MANYETİZMANIN HADİSATI NEV’İNDEN (hipnotizma ve cinlerle bağlantı şeklinde olaylarla) MÜTHİŞ HARİKALARA MAZHAR (sahip) OLAN DECCAL ise, daha ileri gidip, cebbarane (zorla) suri (hakiki, ciddi ve samimi olmayan) hükumetini bir nevi rububiyet (Rablik, sahiplik) tasavvur edip Uluhiyetini (İlahlığını –Allah’ı tenzih ederiz-) ilan eder…16
Üstad’ın da sözünde belirttiği gibi, Deccal hipnotizma ve büyü gösterileri gibi aldatmacalarla yeterince bilgi sahibi olmayan veya imanen zayıf olan pek çok kişiyi kandırabilir. Özellikle de bütün Hıristiyan dünyasının Hz. İsa’yı ve Yahudilerin de Mesihi bekledikleri bir dönemde, Deccal’in gösterdiği yalancı mucizeler ve hileleri, pek çok kişinin Deccal’e aldanmasına neden olabilir.
Deccal, Müslümanların, Ehl-i Kitabın (Yahudi ve Hıristiyanların) En Büyük Düşmanı Olacaktır
Peygamberimiz (sav) hadislerinde, Deccal’in insanları belaya sürüklerken, iyilik yapıyormuş gibi görünebileceğine dikkat çekmiştir. Bir hadiste şöyle buyrulmuştur:
Deccal çıktığı vakit, beraberinde su ve ateş vardır. Ancak halkın ATEŞ OLARAK GÖRDÜĞÜ TATLI SUDUR; halkın SU OLARAK GÖRDÜĞÜ İSE YAKICI ATEŞTİR. Sizden kim o güne ererse, halkın ateş olarak gördüğüne düşmeyi kabul etsin. Çünkü o, tatlı soğuk sudur.17
Hadiste yer alan bilgilere göre, Deccal’in insanları iyi birşey yapıyorlarmış gibi telkinde bulunarak, “ateşe” yani kavga etmeye, çatışmaya, savaşmaya, kan dökmeye yönlendirmesi muhtemeldir. () Bunu yaparken de, daha önceki hadislerde görüldüğü gibi, kendisini bir mürşit hatta bir peygamber gibi göstererek insanları etkisi altına alacaktır. Hadislerin işaretlerine göre, bir kısım Yahudi ve Hıristiyan da Deccal’in etkisi altına girecektir. Deccal Yahudilere, Yahudi toplumuna fayda sağlayacakmış gibi görünerek, Hıristiyanlara da kendilerine fayda sağlayacakmış gibi görünerek onları yönlendirecektir. Bu taktikle her iki tarafı da perişan etmeyi, her iki tarafı da büyük musibetlere uğratmayı hedeflemektedir. Dolayısıyla Deccal, Yahudilerin ve Hıristiyanların da en büyük düşmanıdır.
Hadis-i şerifte bir kısım insanların da, Deccal’in inkarcı olduğunu bildikleri halde sunacağı dünyevi menfaatlere aldanarak onun etkisi altında kalacağı bildirilmiştir:
Bir kısım insanlar Deccal’le sohbet edecekler. Ve diyecekler ki, “Biz onun KAFİR OLDUĞUNU BİLİYORUZ; yemeğinden yemek, ağacından FAYDALANMAK İÇİN ONUNLA ARKADAŞLIK YAPIYORUZ.” Allah’ın gazabı gelince, Deccal’le birlikte hepsine gelecektir.18
Kuran ahlakına ve Peygamberimiz (sav)’in sünnete uyan salih müminler ise, Deccal’in tüm bu oyunlarına karşı bilinçlidirler ve imanlarının nuruyla Deccal’in hilelerini fark eder, bunlara aldanmazlar. Mesih Deccal’in şiddetine ve kanlı terörüne karşı tüm insanları uyarmak ve bilinçlendirmek vicdan sahipleri için bir görevdir.
Deccal’in Gizli Ordusu: Masonluk
![]() Mason toplantılarının yapıldığı mason mabedi. |
Peygamberimiz (sav), Deccal’in gizlilik içinde hareket edeceğine işaret etmiştir:
Deccal yola çıkıp ilk defa Dımışk şehrinin doğuya bakan kapısının yanına gelecek… ARANACAK, FAKAT YAKALANMAYACAK… Sonra Kisve nehrinin sularının yanında görülecek… ARANACAK, NE TARAFA GİTTİĞİ BİLİNMEYECEK…19
Hadis-i şerifte, “Deccal’in aranacağının, ancak bulunamayacağının” bildirilmiş olması, gizli olarak hareket edeceğine işaret etmektedir. Deccal, açık olarak ortaya çıkacağı dönem gelinceye kadar fazla dikkat çekmeden, insanları ajite etmeden, yavaş ve derinden faaliyet gösterecektir. Bu dönem boyunca, Deccal ve taraftarları için gizlilik esas olacak, bu amaçla gizli teşkilatların desteğini alacaktır. Bu gizliliğin bir gereği olarak Deccal, derin devletler oluşturup onların başına geçecek, adeta “görünmez bir güç” gibi hareket edecektir. Bu sayede sinsi bir şekilde bozgunculuğu organize edecektir. () Bediüzzaman Said Nursi de Deccal’in masonluk gibi gizli teşkilatların desteğini alacağına dikkat çekmiştir:
… DECCAL… MASONLARIN KOMİTELERİNİ ALDATIP MÜZAHERETLERİNİ (korumasını, desteğini) kazandıklarından dehşetli bir iktidar zannedilir…20
Üstad’ın da belirttiği gibi Deccal, dünya masonluğunu bir nevi gizli ordusu olarak kullanacaktır. Bu gizli teşkilatın toplantılarında, Deccal’in önderliğinde Müslümanların aleyhinde gizli kararlar alınıp, uygulamaya konulacaktır. Nitekim, dünyanın farklı köşelerinde Müslümanları hedef alan baskının, zorun ve saldırıların birbiriyle benzerliği herkes tarafından kabul edilmektedir. Bu, söz konusu eylemlerin tek merkezden yönlendirildiğinin önemli bir delilidir.
|
|
Bediüzzaman Said Nursi, Deccal’in İslam dünyasını baskı altına alacağını, salih Müslümanlara zor ve çetin günler yaşatacağını sözlerinde bildirmiştir:
… DECCAL GİBİ nifak (ikiyüzlülük) ve zındıka (küfür) başına geçecek eşhas-ı müdhişe-i muzırraları (zarar veren müthiş şahısları) … beşerin hırs ve şikakından (iki yüzlülüğünden) istifade ederek az bir kuvvetle nev-i beşeri (insanları) herc-ü merc (darmadağın) eder ve koca ALEM-İ İSLAMI ESARET ALTINA ALIR.21
Üstad’ın açıklamalarından anlaşıldığı üzere, Deccal, iman etmeyenleri ve münafıkları Müslümanların aleyhinde birleştirecek ve onların önderliğini yapacaktır. İnsanları haktan uzaklaştırmak için de, bu tür insanların hırslarından ve iki yüzlülüklerinden faydalanacaktır. Bu yolla kargaşa ve fitnelere neden olacaktır.
Mucizatlı Bir Peygamber Olan Hz. İsa, Tüm Ahir Zaman Fitnelerini Yok Edecektir
Peygamber Efendimiz (sav), başta Mesih Deccal’in fitnesi olmak üzere, tüm ahir zaman fitnelerinin Hz. İsa vesilesiyle yok edileceğini müjdelemiştir.
Hadislerde haber verildiği gibi, Hz. İsa yeniden yeryüzüne dönecek, Beytü’l Makdis’te Deccal’le karşılacak ve Deccal, Hz. İsa’yı görünce “tuzun suda erimesi gibi” yok olacaktır. Hz. İsa’nın “nefesi dahi” Deccal’in fitnesinin yok edilmesine yetecektir:
İşte o sırada Allah’ın düşmanı olan DECCAL MESİH, HZ. İSA’YI GÖRÜNCE TUZUN SUDA ERİMESİ GİBİ ERİR GİDER..22
… DECCAL ORTALIĞA FİTNE SAÇARKEN Cenabı Hak, MESİH MERYEM OĞLU İSA’YI gönderir… NEFESİNİ İDRAK EDEN her kafir mutlaka yok olur. İsa (a.s) Deccal ile Lüdd kapısında (Beytül Makdis’e (Mescid-i Aksa) yakın bir belde) karşılaşır ve ONU YOK EDER.23
Bediüzzaman ise Deccal’in hile ve aldatmacalarının, insanları etkisi altına alan yalanlarının, Hz. İsa vesilesiyle nasıl ortadan kaldırılacağını şöyle açıklamaktadır:
Sihir ve manyetizma ve ispirtizma gibi istidraci (yalancı mucize) harikalarıyla kendini muhafaza eden (koruyan) ve herkesi teshir eden (büyüleyip etkisi altına alan) o dehşetli Deccal’i yok edebilecek, mesleğini değiştirecek; ancak HARİKA VE MUCİZATLI VE UMUMUN MAKBULÜ (kabul ettiği) Bir ZAT OLABİLİR Kİ, o zat, en ziyade alakadar ve ekser (tüm) insanların peygamberi olan Hz. İsa Aleyhisselam’dır.24
Üstad’ın da belirttiği gibi, Deccal birtakım yalan mucizelerle insanları kandırdığı, şeytanların desteğiyle hareket ettiği ve bazı olağanüstü işler yaptığı için, Deccal’in yenilmesi ancak Rabbimiz’in çeşitli mucizeler bahşettiği kutlu peygamberi Hz. İsa vesilesiyle olacaktır. Hz. İsa’nın Deccal’in fitnesini yok etmesi, Allah’ın izniyle, çok hızlı ve kolay olacaktır.
Hz. İsa vesilesiyle, Mesih Deccal’in ve tüm ahir zaman fitnelerinin tam anlamıyla ortadan kaldırılmasıyla yeryüzü barış, adalet, huzur ve güvenle dolacaktır. Hz. İsa’nın ikinci kez yeryüzüne gelmeyeceği yanılgısına kapılmış olanlar da hiç şüphesiz bu durum karşısında büyük bir mahcubiyet yaşayacaklardır. Bu kimseler, Hz. İsa’nın gelişinin ne kadar hikmetli olduğunu ve kilitlenmiş konuların bu vesileyle ne kadar kolay çözüldüğünü görerek hem sevinecek hem de geçmişte söyledikleri nedeniyle pişmanlık duyacaklardır.
Allah, yazmıştır: “Andolsun, Ben galip geleceğim ve elçilerim de.” Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır. (Mücadele Suresi, 21)
|
BU BÖLGENİN ALTI DECCAL İÇİN Mİ HAZIRLANIYOR?
Hadislerde Hz. İsa’nın, Deccal’i Beytü’l Makdis yakınlarında yok edeceği haber verilmektedir:
Bu hadislerde haber verildiği gibi, Hz. İsa’nın Deccal’i araması, Deccal’in saklanacağının açık göstergesidir. () Yine bu hadislere göre, Deccal Beytü’l Makdis yakınlarında bulunacaktır. Beytü’l Makdis, şu anki Mescid-i Aksa’nın da içinde olduğu Harem-i Şerif’in bulunduğu kutsal alana verilen addır. Bu da Deccal’in faaliyet merkezinin Mescid-i Aksa ve çevresinde olacağına işaret etmektedir. Bir başka hadise göre Deccal, “kayalık bir mevkiden” çıkacaktır. 3 Nitekim Kudüs’teki Harem-i Şerif bölgesinin altı kayalık bir yapıdadır. Peygamberimiz (sav)’in üzerine basarak miraca yükseldiği, sonradan üzerine Kubbet-üs Sahra’nın inşa edildiği kutsal kaya Hacer-i Muallak da burada bulunmaktadır. Hadiste bildirilen kayalık bölgenin, Kubbet-üs Sahra ve Mescid-i Aksa’nın bulunduğu Harem-i Şerif olması ve Deccal’in burada saklanıyor olması muhtemeldir. Arazinin kayalık olması, Mescid-i Aksa’nın altında istenilen şekilde alanlar oluşturulmasını sağlamaktadır. Bilindiği gibi, Mescid-i Aksa’nın altında 1990′ların ortasından itibaren sürekli kazı çalışmaları yapılmaktadır. Mescid-i Aksa’nın bulunduğu alan, Yahudilerin de geçmişte Hz. Süleyman’ın mabedinin bulunduğunu öne sürdükleri yerdir. Yahudilerin inancına göre, Hz. Süleyman’ın mabedi kıyametten önce Mesih geldiğinde yeniden inşa edilecektir. Deccal’in, bazı Yahudilerin inançlarını suistimal edip Hz. Süleyman’ın mabedini yeniden inşa edeceğini söyleyerek burada gizli bir mabed kurmuş olması kuvvetle muhtemeldir. Ancak bu geçici bir durumdur. Kaynaklar |
DECCAL’DEN KORUNMA YÖNTEMLERİ
İnsanları büyük bir fitneye sürükleyeceği bildirilen Mesih Deccal’den korunmak, elbette ancak halis iman sahiplerine nasip olacaktır. Her dönemde olması gerektiği gibi bu dönemde de, Allah’a gönülden bağlı Müslümanların birlik içinde olmaları ve Allah’ın emri olan güzel ahlakı eksiksiz yaşamaları gerekmektedir. Yüce Allah bir Kuran ayetinde şu şekilde bildirmektedir:
Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah’tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz. (Hucurat Suresi, 10)
Yukarıdaki ayette de belirtildiği gibi müminler kardeştirler. Ancak müminlerin kardeşliği, beraberinde son derece özverili bir ruh halini gerektiren bir kardeşliktir. Bu nedenle Müminler, birbirlerine son derece düşkün, kardeşinin nefsini her an ve her koşulda kendi nefsinin önünde tutan bir yapıda olmalıdırlar.
Müminler birbirlerini Allah rızası için sevmeli, birbirlerini koruyup gözetmelidirler. Elbette karşılarında Deccal gibi büyük bir fitne varken de, müminlerin, birbirlerinin eksik yönlerini araştırmayıp, küçük ayrıntılar için muhalefet etmemeleri gerekir. Kuran ahlakına uygun olan, birbirlerini kucaklamalarıdır. Müminlerin arasında kırgınlık olmaması, eğer varsa tüm ayrılıkların giderilmesi ve bunların yerine sıcak ve candan bir ortamın oluşturulması en güzel tavır olacaktır. Ayrıca diyaloglarda karşılıklı hüsn-ü zan ve yardımlaşma olmalı, rekabetin ve üstünlük iddialarının doğuracağı ayrılıklar ve her türlü olumsuzluk yok edilmelidir. Müminler birbirlerine alabildiğine sevgi göstermeli, muhalefeti bir kenara bırakıp gerçek kardeşliğe ulaşmaya gayret etmelidirler. Ayrıca iman edenler kimseyi dışlamadan, her insana onu kazanmak, iyiye, doğruya yöneltmek için yaklaşmalı; devletine, ordusuna ve tüm milletine sahip çıkmalıdırlar. Müminler bu sayede, Deccal fitnesine karşı dimdik ayakta durabilecek bir yapı sergileyebilirler.
Müslümanlar, Yüce Rabbimiz’in emri olan güçlü bir dayanışmayı gerçekleştirdiklerinde, dünyada meydana gelebilecek fitne ve bozgunculuğu da engellemiş olacaklardır. Allah bu durumu Kuran’da şöyle bildirmektedir:
İnkâr edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi, 73)
Önemli başka bir nokta ise; -içinde bulunduğumuz devir olan- ahir zamanda, insanların Kuran ahlakını eksiksiz yaşamaları ve inançlarının kuvvetlendirilmesidir. Kuran’ın mucizeleri ve iman hakikatlerinden mahrum olmuş bir birey veya toplum cahil olarak adledilir. Allah’ın gücünü gerektiği gibi tanıyıp takdir edemeyen bir insanda bu bilgilere sahip olmamanın önemli bir etkisi vardır. Dolayısıyla Kuran mucizeleri ve iman hakikatlerine dair kitapların okunması, internet sitelerinin takip edilmesi ve filmlerin seyredilmesi, bu cehaletin önünü kesecek, insanların güçlü bir imana kavuşmasına vesile olacaktır. Allah, Kendisinden ancak alim olanların yani Kuran ahlakını yaşayan ve Allah’ın yaratış delillerini bilenlerin gerektiği gibi korkacağını Kuran’da şöyle bildirmiştir:
Allah’tan ancak alim olanlar ‘içleri titreyerek-korkar’. Şüphesiz Allah, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır. (Fatır Suresi, 28)
Müminler bunları titizlikle uyguladıklarında ve insanları da Kuran ahlakını yaşamaya teşvik ettiklerinde, Deccal’in tüm dünyayı saracak fitnesine karşı en güvenli kalkan –Allah’ın izniyle- oluşturulmuş olacaktır. Kuran’da şu şekilde buyrulmaktadır:
Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır. (Al-i İmran Suresi, 104)











47 comments
Comments feed for this article
Temmuz 17, 2007 1:58 pm
123456
lol
Ekim 24, 2009 9:39 am
asda
Sikerim seni lol diyen göt
Temmuz 23, 2007 11:51 am
hhbb
işte bence israil amerika ingiltere fransa onun ordusu
Temmuz 23, 2007 10:12 pm
ulaş öztürk
önümüzdeki yıllar büyük gelişmelere gebe
Temmuz 24, 2007 7:50 am
Bayram Yılmaz.
Allah akıl fikir versin size “deccaliyet” demek “gerçek hayattan kopmuş ayağı yere basmayan, hayal dünyasında yaşayan, sapla samanı birbirine karıştıran zihniyet” demektir. Yani bu günkü müslümanların esiri olduğu zihniyetin ta kendisidir. Bırakın orda burda aramayı da sayısal düşünmeye çalışın, olayları olduğu gibi görmeye çalışın, birilerinin size öğrettiği gibi değil olduğu gibi görün herşeyi, yani duygularınızla değil aklınızla görün. Deccal size o kadar egemen oldu ki; aklı reddeder oldunuz uyanın millet uyanın artık deccalı (köhnemiş zihniyetleri) orda burda değil kendi kafanızın içinde arayın, tvlerin, din adamlarının, fikir önderlerinin size aşıladığı kirli kanda arayın.
Temmuz 24, 2007 8:18 am
Bayram Yılmaz.
Deccal kayalıkta saklanıyor, yani “taş”kafaların içinde saklanıyor, hem öyle taşkafalar ki; değil söz anlamak, kurşun bile atsan işlemez.
Temmuz 26, 2007 4:10 am
ibrahim
gerçekten inanılmaz!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!ahbuyahudiler
Temmuz 28, 2007 12:34 pm
kamile
ben bu yazılanları okuduktan sonra çok korktum kıymeti sadece herkesin öleceği olarak biliyordum fakat o kadar değilmiş. kıyamet çok yaklaştı .aklı olan otursun namazın kılsın kuranını okusun ve duasınuı etsin çünkü o zmaan geldiğinde hiç bişey yapamicaz.benden sölemesi
Temmuz 29, 2007 11:38 pm
yunus
allah bütün müslümanları yahudilerin ve deccalın şerrinden korusun.
Temmuz 30, 2007 2:27 pm
Bayram Yılmaz.
ALLAH BÜTÜN MÜSLÜMANKARI AHMAKLIKTAN VE AKLINI KULLANMAMA HASTALIĞINDAN KURTARSIN. FİTNEDEN FESATTAN KORUSUN.
AMİN.
Ağustos 1, 2007 9:07 am
murat kılıç
inşallah ALLAH!ın izniyle büyük orta doğu savaşında müslğmanlar galip gelecek ve müslümanlar haçlı ordularını mağlup edecek,
ZAFER İSLAMINDIR……..
Ağustos 1, 2007 9:10 am
ERDAL KARABİBER
MAHŞERİN 7 ATLISI ALLAHIN İZNİYLE MAĞLUP OLCAK,
ZAFER İSLAMINDIR……
Ağustos 4, 2007 2:38 am
ekrem
kardesler siz lütfen biraz kitap okuyun
Ağustos 8, 2007 7:05 am
murat
BİZ ÖYLE BÜYÜK BİR İLAHIN KULLARIYIZ Kİ RABBİMİZİN BÜYÜKLÜĞÜNÜ BİZİM KAFALARIMIZ ALMIYOR HEM BİZ ÖYLE BÜYÜK BİR PEYGAMBER ÜMMETİYİZ Kİ BİZİM KAFALARIMIZ BU BÜYÜKLÜĞÜ ALMIYOR HEM BİZ ÖYLE BİR ÜMMETİZ Kİ RABBİMİZİN VE PEYGAMBERİMİZİN DEDİKLERİ HERŞEYE İNANDIK İTAAT ETTİK RABBİMİZ NEYİ SEVDİYSE BİZDE ONU SEVDİK
ALLAH BU ÜMMETİ KABİR AZABINDAN AHİRETTEKİ AZABTAN DECCALİN FİTNESİNDEN VE YECÜC İLE MECÜC ÜN FİTNESİNDEN KORUSUN
AMİN
Ağustos 9, 2007 8:18 am
isa
allah cennet tine sokar innşallah
Ağustos 10, 2007 12:59 pm
.....
ben bir yerde bir video izlemiştim amerika,israil,ingiltere ve fransa mason bir devlet youtube ye ”mason ve masonluk” yazar sanız ilk çıkanı mutlaka okuyun anlarsınız
Masonluk : Masonluk satanizmmin daha resmisi yani insanın bir hayvan olduğunu ve hayvan gibi yaşamasını emreder.Tanrıların sadece umut verme aracı uydurulmuş olduğunu sovunur.Öldükden sonra çürüp gideciyimizi söyler ve hayatta her bir pisliği yaşayan yırtıcı bir hayvan olduğumuzu savunur masonluk, satanizm en başında ateyisttir.Yani satanistler şeytana bile inanmazlar insanın hayvan olduğunu söylerler kedi kesmek de burdan gelir hayvan gibi yaşarlar .Masonluk ve satanizm sadece şeytanı sembol olarak görürler insanın yani düşüne bilen hayvanların saldırma,özgür olma,Ve her istediğini olduğu hayvanmış gibi yaşamayı sembol eder bizde bu yüzden şeytana tapıyorlar deriz oysa onlar şeytanın varlığına inanmazlar.
Masonlukda aynı kavramın üzerine kurulmuştur bazı satanistler sonradan mason olabiliyorlar bu bir çok yerde görülmüştür.Ve bazı satanistleri mason toplantılarına yani resmi bir biçimde darwin kaynaklı şeytana tapınma ainlerine misafir olarakda alıyorlar..
Masonluk ve satanizmin arasındaki fark:Satanizm daha haraketlidir ve gençleri ağlarına düşürürler Masonluk ise satanizmle aynı kavrama kurulmuştur ama daha resmidir masonluğun büyük farkı ise ” DÜNYA’DAKİ TÜM TANRILI DİNLERİ YOK ETMEYE ÇALIŞMASIDIR ” yani askeri birliklere de bağlıdır farkında değiliz ama masonluk çok büyük bir ağdır.
Amerika’nın neden müslüman devletlere saldırdığını ve camileri bombaladığını anladınız mı ?
Eyer gençlerin neden çok çabuk satanist olduklarını merak ediyorsanız bir kez okul kitaplarını açın okulda onlara darwin teorisi öğretiliyor !!
Ağustos 17, 2007 7:54 am
betül
bayram kardesım senın gıbı dini insanları gerici olarak gören cok insan gelip gecti ama görünen bir gercek varki asıl gerici olan siz ve sizin gibilerdir keşke bizim ülkemizdede dostluk ve barıs herseyden once gelseyde tıpkı atalarımızın yaptıgı gibi.. am ne yazıkki bizim ülkemiz halaaa basörtü meselesine takılmış zavallılarca yönetiliyo burdan onlşara seselenecek olursak ben onlar basını ac dedıgı ıcın acmam ben ALLAH kapat dedıgı icin kapatırım hepınız ALLAhA EMANET OLUN İNSALLAH HEPIMIZ DECcale karsı bırlık olabılırız
Ekim 16, 2007 1:46 pm
Muallim
Guzel bir analiz olmus hadisler esliginde. Yalniz onemli bir hadis unutulmus: Deccal ciktiginda butun dunya bir anda duyar diye…
Yani buyuk ihtimal Bush-dan sonra cikacak abd presidenti deccal olacak (veya ondan sonraki president?) Allah-u alem tabiiki…
Kasım 6, 2007 10:00 pm
laz oglu
musluman bir ulkude bas örtusunu yasaklamaya kalkan kiseler bence deccal ATATURK ,un bile esi bas örtuluyse ve laik ligi cumhuriyeti kuran oysa ne dir bu amac avrupalasmak mi istiyorlar ab ye girecek ler turkiye nin aslin da butun ab yi yönetmesi lazim zamaninda o hortumcular olmasaydi ama ne olursa olsun turkiye yikamazlar
Aralık 28, 2007 1:04 am
cesur
suraya bak ya . deccali kafanda ara falan filan ben … asil tas kafa sensin.. yazik ki sana hic bir sey arastirmamisin tas kafa gibi suhursuz suhursuz konusuyorsun senin gibiler allahu tealanin emirlerin yasaklarina uymayi gericilik olarak goruyor asil gerici sizssiniz siz bu hayati dusunurken biz bu hayatla birlikde obur hayatida dusunuoruz allah sana akil fikir wersin hidayet nasip eylesin … bilip bilmeden konusmalar sirkin icinemi dustun… butun iyilikleri allahu teala rizasi icin yapiyoruz….. yaw walla senin gibilere konusmaya bile gerek yok .. sadece aarastir derim BAYRAM YILMAZ kimsenin biseyiyle dalgada gecme tas kafali kimin oldugunu elbet anlayacaksin… BILIYORSAN KONUS ALIM SANSINLAR,BILMIYORSAN SUS ADAM SANSINLAR anlastikmi
Şubat 18, 2008 11:14 am
Mehmet hadi demirel
degerli site sahipleri google`dan arastirma yaptim deccel nedir diye sauna kadar bilmiyordum ama simdi ogrendim ki deccel nedir ? niye var imanimizla ornek hayatimizla deccel denilen seytanda korunuruz umarim ve dilerim hz muhammed hz. ali ehlibety ummetine adani allah (C.C) bize sefaat gosterir ( yani gunahlardan anirdirir dogru yola sokar en iyisi cennetine alir) verdiginiz bilgiler icin size cok cok tesekkur ederim.
ve ben buna inanirim ki bilmemek ayip degildir her nasilki her insan 4 dortluyk degilse ama sorarak arastirarak uzerine dusersen ogrenir ve hayt tecrubesi kazanirsin dunya mali dunyada kalir bize lazim onlan salih ameldir
hayat ne kisa geciyor demi ama nedense cogumuz degerlendiremiyoz zamanlarimizi bos iclerlerle gunah isleyerek geciriyoruz. insallah allah bizi islaf eyler ve biz dogru yola gideriz.
hepinize kendime adima tesekkur ederim ve size minettarim
Mehmet Hadi Demirel
Mart 20, 2008 2:59 pm
bugrahan
degerli arkadaslar, deccalin yahudilerden oldugunu okudum zaten amerikanin %80 yahudi yönetenlerin demek oluyorki su andaki amerkayi yöneten belki gözünün biri kördür bize saglam gözüküyordur, nede olsa büyücülük sifati varmis,, savas terör kan hepsini yapiyor amerika daha deccali beklemenin ne anlami var tabi benim düsüncem, deccalin ordusu da iste bizdeki bas örtüsü ile ugrasanlar onlar daha öncede namaz kilanlarla ugrasmislardi,, askeriyede,, cenabi allah müslümanlarin yardimcisi olsun COK KÖTÜ BIR ZAMAN;
Mayıs 27, 2008 2:09 pm
selman
Deccal gerçek bir sahıs değildir , bir sistemdir. (en iyisini Allah ve Resulü bilir.) Hadislerde tek gözlü olacağı belirtilmiştir. Amerikan dolarında bir üçgen ve tepesinde de tek bir göz vardır. Bu üçgen, göz masonik bir işarettir ve masonlara göre tanrının gözüdür ve herşeyi görür.Bir de deccalin alnında KAFİR arapça (KFR veya CFR)yazacağı belirtilmiştir. Bu ise Amerika da bulunan CFR adlı tamamı yahudilerden kurulmuş bir oluşumdur.
Buradan bakınca deccalin günümüzdeki adı Siyonizimdir. Siyonizmi benimseyenler muharef tevrata göre hareket ederler ve İsraili bu tip düşüncedeki kişi/ kuruluşlar yönetmektedir. Amerika üzerinde de büyük etkileri vardır.
Temmuz 25, 2008 7:30 pm
zulkarneyn
bırakın deccali meccali yasamaya bakın hem nerden biliyonuz deccalin olduğunu 60senelik ınsanlar sizi
Eylül 14, 2008 9:56 am
MAHDI
SAYILI GUNLER KALDI
Eylül 16, 2008 3:15 am
BirTurk
esselamun Aleykum merak uzerine Deccali Arastirdim Altindada Yazilarinizi Okumaya Basladim Hemen Hemen Hepsinide Okudum kimseninde ard niyet ile birsey yazdiginidusunmuyorum ve yukarida yapilan aciklamalarda hadilslerde deccalin Acikca ANARSİSTLİGE Ve Bir BİRLERİNE DUSMAN EDECEGİNDEN BAHSEDMİS ve siz burada yine bir birinize dusmussunuz arkadaslar burada neden bir birinize daha baskin ve etkin olmaya calismissiniz anlayamadim Rabbim once icimizde seytan(Nefsimiz) e ustun kilmayi nasip etsin onun engelini asan deccalida guclu imani ile asar insallah Bosuna kalp kirmayin incitmeyin bir birinizi …
HAK YAR VE YARDİMCİNİZ OLSUN….
Selam Ve dua ile Kalin Saglicakla
Kasım 7, 2008 10:20 am
seyyid muhammed
selamun aleykum peygamber efendımızın 1400 yıl önce bahsetıgı decal elbette çıkacaktır Peygamberimiz (sav)’in hadislerine göre Deccal’in kayalık bir mevkide saklanacağı anlaşılmaktadır. Nitekim Kudüs’teki Harem-i Şerif bölgesinin altı kayalık bir yapıdadır. Peygamberimiz (sav)’in üzerine basarak miraca yükseldiği, sonradan üzerine Kubbet-üs Sahra’nın inşa edildiği kutsal kaya Hacer-i Muallak da burada bulunmaktadır. Hadiste bildirilen kayalık bölgenin, Kubbet-üs Sahra ve Mescid-i Aksa’nın bulunduğu Harem-i Şerif olması ve DeGünümüzde ülkeler arasında hiçbir haklı gerekçesi olmadan yaşanan savaşlar, bir toplum içerisinde suni nedenlerle meydana gelen iç çatışmalar, masum ve sivil insanları hedef alan terörist saldırılar, Deccal’in sebep olduğu bozgunculuğun örnekleridir.
Deccal’in Anarşi ve Terörü Yaygınlaştırmak İçin Uyguladığı Taktikler
Bediüzzaman Said Nursi de eserlerinde Deccal’in yeryüzünde neden olacağı kargaşa ve bozulmaya dikkat çekmiştir. Üstad, Deccal’in anarşi ve terörü yaygınlaştırmak ve bu yolla Yecüc ve Mecüc’e (Yecüc ve Mecüc, ahir zamanda ortaya çıkacağı bildirilen kıyamet alametlerindendir.) zemin hazırlamak için başvuracağı taktikleri de açıklamıştır. Bediüzzaman’ın konuyla ilgili sözü şu şekildedir
ccal’in burada saklanıyor olması muhtemeldir.
Kasım 7, 2008 10:22 am
seyyid muhammed
Peygamber Efendimiz (sav), ümmetin ömrünün 1500 seneyi geçmeyeceğini bildirdiğine göre, bu büyük olayların meydana gelişinin 2000′li yıllara işaret ediyor olması muhtemeldir.
Büyük İslam alimi Bediüzzaman Said Nursi, hicri 1327′de Şam’daki Emevi Camii’nde ünlü hutbesinde, 1371′den sonraki İslam aleminin geleceğine yönelik izahlar yaparken, Hz. Mehdi’nin büyük fikri mücadelesinin 2000′li yıllarda gerçekleşeceğine dikkat çekmiştir:
Üstad bu sözleriyle, Deccal’in oluşturduğu nefsani ortamda insanların sözde kendilerini özgür sandıklarına, oysa aslında büyük bir baskı ve kontrol altında tutulduklarına dikkat çekmiştir. Deccal’in telkinini yaptığı sistemde, insanların çoğunluğu nefislerine uyarak kendilerinin sözde modern ve özgür bir hayat yaşadıklarını sanırlar. Zevkleri, eğlenceleri, sohbetleri, hatta giyimleri ve yemekleri dahi yönlendirildikleri yaşam modeline uygun olarak aynı anlayışı temsil eder. Deccal’in amacı, bu yolla kitleleri cahil bırakmak; düşünmekten, kavramaktan, değerlendirmekten yoksun hale getirmektir. Çünkü cahil kitleleri yönetmek son derece kolaydır. Bununla birlikte, nefse dayalı bu sistemde insanları akıl ve vicdanları değil hırsları ve tutkuları yönlendirir, bu nedenle de büyük bir karmaşa ortaya çıkar.
Deccal’in hedefine ulaşmak için başvurduğu başka yöntemler de vardır. Hadislerde işaret edildiği gibi, bunlardan biri de Deccal’in peygamberliğini ve sözde ilahlığını (Allah’ı tenzih ederiz) ilan ederek kitleleri etki altına almaya çalışmasıdır.
Deccal, Önce Peygamberliğini Sonra Sözde İlahlığını İlan Edecektir
Kuran’da da Allah, yeryüzünde bozgunculuk çıkarıp düzeni bozan, kötülüğü örgütleyip düzenleyen, sürekli savaş çıkarmak isteyen insanların varlığını bildirmiştir. Bir ayette şöyle buyrulur:
… Onlar ne zaman savaş amacıyla bir ateş alevlendirdilerse Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez. (Maide Suresi, 64)
Deccal, bu ahlakın önde gelen temsilcisidir. Daha çok kan dökmek için şiddeti, terörü ve anarşiyi birer zulüm silahı olarak kullanır. Diğer hadislerde de, ahir zamanda öldürmelerin artacağı, Deccal’in yönlendirmesiyle çıkan savaşların her yeri tahrip edeceği şu şekilde bildirilmiştir:
Kasım 7, 2008 10:38 am
seyyid muhammed
DECCAL ile İLGİLİ HADHicretten bin dört yüz (1400) sene sonraki akidlerden iki veya üç akid say; o vakit Mehdî-i Emin çıkar ve bütün dünya ile harb eder. Dalalete düşenler ve Allah’ın gadabına uğramış olanlar ve münafıklar, İsra ve Mi’raç beldesi olan Kudüs’teki “Meciddun Dağları”nda onun için toplanırlar. Bütün dünyanın ve bütün hilelerin melikesi de Mehdî’ye karşı çıkar ki onun ismi zaniyedir (Amerika). Bu melike o gün bütün dünyayı dalalet ve küfre sevkeder. Yahudiler de o gün dünyaca en yüksek makamdadırlar. Bütün Kudüs’e, mukaddes beldeye hakimdirler. Bütün dünya denizden ve havadan Mehdî’nin üzerine hücum eder. Ancak çok soğuk ve çok sıcak beldeler müstesna. Mehdî bakar ki bütün dünya çirkin hile ve planlarla aleyhinde ittifak ettiklerini görür. Fakat bilir ki Allah daha şiddetli mekr sahibidir ki, onların bütün hilelerini akim bırakır. Ve bütün kainat onun mülküdür ve ona dönecektir ve merci yalnız odur. Ve bütün dünya aslı ve fer’iyle onun bir hilkat şeceresidir. İşte bu kudrete malik olan Cenab-ı Hak, Mehdî’ye nusret için en şiddetli bir darbe ile onları vurur ve karayı, denizi ve semayı onlar üzerine yandırır. Ve Sema da onların üstüne şiddetli yağmurunu yağdırır. O gün bütün ehl-i arz küffara lanet eder. Allah da bütün küfrün zevalini irade eder”.
(Esme-l Mesalik Lieyyam-il Mehdîyy-il Meliki Li Küll-id Dünya Biemrillah-il Malik, Kelde bin Zeyd-216)
İKİNCİ KAVRAM İSE DECCALDE BİR İNSAN OLARAK ÇIKACAKTIR AMA BU DECCAL OLAYLARDAN SONRA ÇIKACAKTIR Kİ O OLAYLAR DAHA GERÇEKLEŞMEMİŞTİR… AMA YAKINDIR… !!!
Hz. Muâz İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün):
“Beytu’l-Makdis’in(MESCİD-İ AKSA) imârı Yesrib’in(MEDİNE) harabıdır. Yesrib’in harâbı melhamenin (Armegeddon savaşının) çıkmasıdır. Melhame İstanbul’un fethidir, İstanbul’un fethi Deccâl’in çıkmasıdır!” buyurdular. Sonra elini (Resûlullah), konuşmakta olduğu kimsenin (yani Hz. Muâz’ın) dizine vurdular ve:
“Bu söylediğim kesinlikle hakikattir. Tıpkı senin burada oturman hak olduğu gibi” buyurdular.”
Hz. Muaz burada kendisini kasdetmektedir. (Yani Aleyhissalatu vesselam’ın konuştuğu ve dizine elini vurduğu kimse Muaz İbnu Cebel radıyallahu anh’tır.)”
Ebu Davud, Melahim 3, (4294).
Abdullah İbnu Büsr radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Melhame(ARMEGEDDON SAVAŞI) ile Medine’nin(İstanbul’un) fethi arasında altı yıl vardır. Yedinci yılda da Mesih Deccâl çıkar.”
Ebu Davud, Melahim 4, (4296); İbnu Mace, Fiten 35, (4093).
“Rumlar(Hıristiyanlar), A’mak ve Dâbık (Irak) nam mahallere inmedikçek Kıyâmet kopmaz. Onlara karşı Medine’den bir ordu çıkar(AL QAİDE). Bunlar o gün arz ehlinin en hayırlılarıdır. Bu ordunun askerleri savaşmak üzere saf saf düzen alınca, Rumlar: ‘Bizden esir edilenlerle aramızdan çekilin de onları öldürelim!’ derler. Müslümanlar da: ‘Hayır! Vallahi sizinle, kardeşlerimizin arasından çekilmeyiz’ derler. Bunun üzerine (Mücahidler) onlarla harb eder. Bunlardan üçte biri inhizama uğrar.(Yağmalama Yapar) Allah ebediyen bunların tevbesini kabul etmez. Üçte biri katledilir, bunlar Allah indinde şehitlerin en faziletlileridir. Üçte biri de muzaffer olur. Bunlar ebediyen fitneye düşmezler. Bunlar İstanbul’u da fethederler. (Fetihten sonra) bunlar, kılıçlarını zeytin ağacına asmış ganimet taksim ederken, şeytan aralarında şöyle bir nidâ atar: ‘Mesih Deccal, ailelerinizde sizin yerinizi aldı!’ Bunun üzerine, çıkarlar. Ancak bu haber batıldır. Şam’a geldiklerinde (Deccal) çıkar. Bunlar savaş için hazırlık yapıp safları tanzim ederken, namaz için ikamet okunur. Derken İsa İbnu Meryem iner ve onlara gitmek ister. Allah’ın düşmanı, Hz. İsa’yı görünce, tıpkı tuzun suda erimesi gibi, erir de erir. Eğer bırakacak olsa, (kendi kendine) helak oluncaya kadar eriyecekti. Ancak Allah onu kudret eliyle öldürür; öyle ki onlara, harbesindeki kanını gösterir.” (Müslim, Fiten 34, h. no: 2897)
“Bir tarafı karada bir tarafı da denizde olan bir şehir işittiniz mi?”(İstanbul) diye sordular. Oradakiler: ‘Evet!’ deyince, şöyle buyurdular: “İshakoğullarından yetmiş bin kişi bu şehre sefer tertiplemedikçe Kıyâmet kopmaz. Askerler şehre gelince konaklarlar. Ancak silahla savaşmazlar, tek bir ok dahi atmazlar. “Lailahe illallahu vallahu ekber!” derler. Bunun üzerine şehrin deniz tarafı düşer. Sonra askerleri ikinci kere, “Lailahe illallahu vallahu ekber” derler, şehrin diğer tarafı da düşer. Sonra tekrar “Lailahe illallahu vallahu ekber!” derler. Bu sefer onlara (kapılar) açılır. Oradan şehre girerler ve şehrin ganimetini toplarlar. Ganimetleri aralarında taksim ederlerken, yanlarına bir münadi gelip: “Deccal çıktı!” diye bağırır. Askerler her şeyi bırakıp geri dönerler” (Müslim, Fiten 78, h. no: 2920)
İSLER
Kasım 7, 2008 10:39 am
seyyid muhammed
Hatip, Müttefek ve Müfterek’inde Ebu Hureyre’den tahric ettiler:
Rumlar benim soyumdan ve ismi ismime uygun bir vali (Mehdi) ye gadr ettikten sonra Amik denilen yerde sizinle savaşacaklardır. Burada müslümanların üçte biri öldürülür. Üçüncü gün ise savaş Rumlar aleyhine döner. Müslümanlar böylece savaşa devam ederler ve Konstantiniyye’yi fetheder ve oradaki malları taksim ederler. Tam bu sırada “Deccal sizin evinize girmiş ve çocuklarınızı esir almıştır” şeklinde bir ses duyacaklardır.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 73
(Mehdi) Rumlarla 3 gün savaşacak 3. gün galibiyet onun olacak. Konstantiniyye fetholana kadar savaşa devam edecektir.
El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 29
İbni Cerir tefsirinde Sudiy’den tahric etti:
Allah-u Teala’nin “Onların dünyadaki zilleti, Mehdi’nin çıkıp Konstantiniyye’yi fethetmesi ve Rumları yenmesidir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 76
Hz. Huzeyfe’den rivayet edilmiştir:
Aranızda “Nübüvvet” Allah’ın istediği kadar sürer sonra onu kaldırmayı istediği zaman da kaldırır. Ve Allah’ın murad ettiği kadar devam eden “Şiddetli bir Meliklik” idaresi gelir. Sonra onu kaldırmayı istediği zaman kaldırır. Sonra zorba bir idare gelir. Sonra da “Nübüvvet yolu üzere bir hilafet” gelir.
Ramuz El-Ehadis, 1/257 (Ebu Davud “Tayalisi” -Ahmet b. Hanbel “Müsned”inden)
Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği ve öldürmenin de onu vazgeçiremeyeceği Ehli Beytime mensup birisi (Mehdi) sahip olmadan günler geceler bitmeyecektir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 12
Amr b. Avf’dan (r.a.) rivayet edilmiştir.
Siz muhakkak Benü’l-Asfar ile savaşacaksınız. Sizden sonra gelenler de onlarla savaşacaklar. Nihayet Allah yolunda hiçbir kınayanın kınamasından korkmayan seçkin müslümanlar onlarla savaşa çıkacaklar ve tesbihler ve tekbirlerle Konstantiniyye’yi fethedecekler.
Sünen-i Ibni-i Mace, 10/359
“Yakında size Horasan tarafindan siyah bayraklılar gelecek. Kar üzerinde emekliyerek olsa da onlara iltihak ediniz. Zira onların arasında Allah’in halifesi ‘Mehdi’ vardır.”
(Hz. Sevban r.a. / Ramuz El-Ehadis 1. Cilt, Sayfa 298, No 2)
Ahmet, Müslim, İbni Cüreyr ve İbni Hibban, Cabir b. Abdullah(r.a.) tahric ettiler:
Kıyamete (Deccal ile savaşa) kadar benim ümmetimden bir grub hak üzere galip olarak çarpışacaktır. Ve İsa b. Meryem gökten nüzul ettiğinde onların emiri (Mehdi) kendisine, “Gel bize namazı kıldır” der. Ancak O su ümmete Allah’ın bir ikramı olarak “Sizin biriniz, diğerlerinize emridir” cevabını verir.
Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman 80
http://www.mucadele.com/ebumusab/goruntu/ummetindurumu2.wmv
İnsanlar üzerine öyle aldatıcı, hilekâr zamanlar gelecektir ki, o zamanda yalan söyleyen kimse doğrulanacak, doğru söyleyen kimse yalanlanacaktır. Hâin kimse güvenilir sayılacak, güvenilir kimse hâin sayılacaktır. O zamanda Ruveybidalar konuşacaktır. “Ruveybida da nedir?” Diye soruldu. “Kamuoyu adına konuşan ahmak ve adi kişidir” cevabını verdi.” (İbn-u Mâce)
Kasım 7, 2008 10:40 am
seyyid muhammed
CİHAD VE HEM GAZAYA, BAĞY ( TERÖR ) İSMİ TAKILMIŞ. Esaret-i hayvani, istidad-ı şeytani; hürriyet nam verilmiş. Zıdlarda emsal olmuş, suretlerde tebedül ( değişme ), isimlerde tekabül ( karşılıklı olma ), makamlarda becayiş-i mekani ( makam veya saf değiştirme ) .
( SÖZLER SAYFA-707 )
ZULÜM , BAŞINA ADALET KÜLAHINI GEÇİRMİŞ; HIYANET, HAMİYET LİBASINI GİYMİŞ ; CİHADA BAĞY ( TERÖR ) İSMİ TAKILMIŞ , ESARETE HÜRRİYET NAMI VERİLMİŞ. EZDAD ( zıtlar ) , SURETLERİNİ MÜBADELE ( değiştirme ) ETMİŞLER.
( MEKTUBAT, HAKİKAT ÇİÇEKLERİ /35, SAYFA – 471 )
HARİCİ TECAVÜZE KARŞI KUVVETLE MUKABELE EDİLİR.ÇÜNKÜ DÜŞMANIN MALI, ÇOLUK-ÇOCUĞU GANİMET HÜKMÜNE GEÇER. DAHİLDE İSE ÖYLE DEĞİLDİR. DAHİLDEKİ HAREKET MÜSBET BİR ŞEKİLDE MANEVİ TAHRİBATA KARŞI MANEVİ, İHLAS SIRRI İLE HAREKET ETMEKTİR. HARİÇTEKİ CİHAD BAŞKA, DAHİLDEKİ CİHAD BAŞKADIR. Şimdi milyonlar hakiki talebeleri Cenab-ı Hak bana vermiş. Biz bütün kuvvetimizle dahilde ancak asayişi muhafaza için müsbet hareket edeceğiz. BU ZAMANDA DAHİL VE HARİÇTEKİ CİHAD-I MANEVİYEDEKİ FARK, PEK AZİMDİR.
( EMİRDAĞ LAHİKASI-2 SAYFA- 241/242 )
Maahaza ( bununla beraber ) yüksek hissiyat ile güzel ahlakın neşv ü neması ( büyümesi ve gelişmesi ) , ancak mücahede ( harp ) ve içtihatla ( ayet ve hadislerden hükmü çıkarmayla ) olur . EVET SAĞ EL , DAİMA ÇALIŞTIĞI İÇİN SOL ELDEN DAHA KUVVETLİDİR. VE BİR HÜKÜMET , MÜCAHEDE ( harp ) ETTİKÇE CESARETİ ARTAR , TERK ETTİĞİ ZAMAN CESARETİ AZALIR VE BİN NETİCE CESARETTE , HÜKÜMETTE SÖNER , MAHVOLUR.
( İŞARETÜL-İ İCAZ SAYFA, 164 / 165 )
http://img287.imageshack.us/img287/4686/1102oh0ku.gif
Usame Bin laden Hadislerde Haber Verilen KİŞİDİR !
4735 – Hassan İbnu Atiyye, Cübeyr ibnu Nüfeyr’den, o da Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın Zi-Mihber denen bir sahabisinden naklen anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Rumlarla(AMERİKA HIRİSTİYANLARI) güvenilir bir sulh(BARIŞ) yapacaksınız. Onlar arkanızda (başkalarına) düşman olacaklar(RUSLARA), sizler (de diğer düşmanlarınızla) savaşacak ve (Allah’ın keremiyle) yardıma mazhar olacaksınız; ganimet elde edecek, selamete ereceksiniz(AFGANİSTAN-RUSYA SAVAŞI 1979). Sonra dönüp tepelikli bir çayıra ineceksiniz. Hıristiyanlardan biri salibi kaldıracak ve: “Salib(HAÇ GALİB GELDİ) galebe çaldı!” diyecek(G.BUSH). Müslümanlardan bir adam öfkelenip onu (salibi) kıracak(USAME BİN LADEN). Bunun üzerine Rum, (antlaşmasına) ihanet edip büyük bir savaş için toplanacak(IRAK SAVAŞI). Müslümanlar da silaha sarılıp savaşacaklar. Allah bu orduya şehadet lutfedecek.”
Ebu Davud, Melahim 2, (4292, 4293)
Usame Bin LADEN Suudi Arabistanda Sevilen Biri Olan Muhammed Bin LADEN’in Oğludur. Muhammed Bin Laden Suudi Arabistanda sevilen bir şahıs ve Müteahhit olarak ileri gelenlerdendi Vefat etmeden Önce bu yüzden Usame Bin Laden zengin bir ailden olmasına karşılık Afganistandaki 1979 yılında yapılan Rusya savaşı için cihada gitmek istedi ve O zaman Zengin bir ailenin olması ve Ülke içindeki Krallıklada yakın ilişkisi Olduğu için babasının Türki faysal’a kendisini Cihad etmesi için Afganistana Göndermesini Rica etti… O zaman Hadistede olduğu gibi Bu Savaşın içinde Beş Ülke vardı ve Amerika ile Suudlular Başı çekerken Pakistan ISI ve Dr. Abbullah Azzam İşin Başındaydı… Amerika Ülkeler ile temasa Geçiyor ve Stinger Füzelerini Suudlulara veriyor Onlarda Mücahidlere Dağıtıyordu… O yüzden mücahidler Amerikadan yardım almaz ve bunu kabul etmezler… Allah Yolunda şehid Olmayı Arzulayan Bin laden Cihada Pakistan üzerinden Türki faysal’ın sayesinde gitti ! Orada o sıralar sıradan biri idi ! Bu yüzden Cia ile ilişkisi asılsız ve yalandır… Ayne şey Şehid Hattap içinde Söylendi… Hepsi ASILSIZDIR ! Orada tecrübe kazanan ve Rusya savaşının Ardından Suuda Döndüler ama Rusya Savaşından sonra Hadiste olduğu gibi Rahatladılar ve Allah’ın kendilerine nasıl bir Yol açacağını beklediler… Suuda döndükten sonra akabininde Körfez savaşı patlak verdi ! Kral Ailesinin Amerika’nın Dış işlerinin Sürekli gelip gitmesiyle Suud kralı (Hıristiyandır, Amerikancıdır.) Amerikan askerlerinin Ülkeyi koruyacağını ve Körfez savaşında Amerikan Askerlerinin ülkeye gelmesine Karar verince ! Usame bin Laden buna kafirlere Güvenmeyiz Biz Mücahidler Koruruz deyince Kral Ailesi ile Araları gerildi ! Amerikan Askerleri Gelip Yerleşince Mücahidlerin bazılarını Rusya Savaşı Sonrası Tespit edip Yakalattılar, işkenceye Tabi tutturdular ! Kral Ailesi Mücahidleri Övme Konumundan Terörist İlan etmeye geçtiler ! Bunu zaten Pakistan ve suudda bilmeyen Yoktur ! Usame Bin ladenin Sürekli buna karşı çıkmasına karşılık Artık Karal Ailesi ve Amerikalılar DAYANAMADILAR ve Usame Bin Ladenin Pasaportunu Yırttılar ve Ülke dışına Attılar ! Usame Bin Laden Rusya Savaşından Sonra Ülkesinde İYİ karşılanacağını beklerken Mücahid denirken Amerikan Fitneleri ve Yardakçıları Olan Kral Ailesi sayesinde Ülke Topraklarından Atıldı ! USAME bin laden Önce Sudan’a geçti Tüm Mücahid kardeşlerine İmkanlarıyla iş buldu Ama Bu Olay Onu derinden etkiledi ve Suudi Arabistanın ve Ortadoğunun Kafir ve Asilerin Yönetmesine Razı olmadı ! Amerika’da zaten Fitneleriyle Onu Sudandan da Dışarı çıkarmak zorunda bıraktı ! Bu şekilde Afganistan’a geldi ! orada Taliban lideri Molla Ömer Onu sahiplendi Usame Bin LADEN Al-Qaide’yi Kurdu ! Amerika’nın Orada da Fitneleri Bitmedi ! Cia ajanlarından Kurulu Bazı Adamları Talibanın içine Sokmaya kalktı ama bunu islami İtikaddan hemen farkettiler ! Bunu beceremeyen Amerika Bu sefer Molla Ömer İle Antlaşma yapmak isteyip Usameyi Yok etmeyi Arzuladı ! Bunun İçin Antlaşmak üzere Amerika’ya bir Taliban üyesi gitti Lakin Molla Ömer Allah’ın izniyle Usameye sahip çıktı ! Ve biz Allah yolunda Cihad ederiz kimsenin kınamasından Korkmayız denince ! Amerika’nında Soğuk Savaş Sonrasında Kendine Düşman araması vesilesi ile USAME ve Taliban’a Düşman Olunup Afganistan BOMBALANDI ! Nice masum insanlar Sakat kaldı (Fotoğrafları yayınlayacağım İnş…)! Nice masum Siviller Evlerinden Çıkmak zorunda kaldı ! Bu Hadiste Verilmişti Bize ;
علامة خروج المهدى ألوية تقبل من المغرب عليها رجل أعرج من كندة
Kasım 7, 2008 10:43 am
seyyid muhammed
“Mehdî-yi Ahirzamanın hurucunun alameti, batı tarafından gelen sancaklılardır ki, onların başında Kende’li topal bir adam vardır**”.
(Naim bin Hammad Kitab-ul Fiten-205)
** Bu da aynen vuku bulmuştur. Afganistan’a yapılan harekatı bütün dünyaya i’lan etmek için Amerikalı General Richard Mayers tekerlekli sandalye ile dünya medyasının önüne çıkmış ve bu operasyonu haber vermiştir. Bu hadîs-i nebevî, bu hâdiseyi mu’cizane haber verdiği gibi, bu harekata katılan kimselerin de sakat kalacağına işaret etmektedir.
http://www.jihadunspun.com/inHumanTerms/images/img_etuskwki01.jpg
Daha Sonrasında USAME BİN LADENİN VERDİĞİMİZ VİDEODAKİ SAVUNMA TEHDİDİ GELDİ ! BURADA GERÇEK SAVAŞ BAŞLADI ! DAHA SONRA IRAK SAVAŞI NAZİR OLDU !
SÖYLEDİKLERİM HAKİKATTİR ! ALLAH SABREDENLERLE BERABERDİR ! GÖREN GÖZLER BUNU ARAŞTIRARAK BULABİLİR ! FASIKLARDAN ALDIĞINIZ HABERİ ARAŞTIRIN ! TÜM USAMENİN CIA AJANI OLDUĞU YALANI AMERİKA-İSRAİL KAYNAKLI HATTA USAME BİN LADENİN KARDEŞİ YALANLAMASINA RAĞMEN FAHRENEİT YAPIMCISININ HATALI BİLGİLERİYLE DECCAL İŞLEVİNİ GÖRMEKTEDİR… GÖRMEK İSTEYENE ALLAH İŞİTTİRİR… LAKİN BİZ FİRAVUN GİBİ YAPACAĞIZ DİYEN OLURSA BİZ NE DİYELİM ALLAH HİDAYET VERSİN ! BARİ HADİSLERİ YALANLAMASIN DERİM
Kasım 7, 2008 10:44 am
seyyid muhammed
—– “Dünyanın en büyük teröristi” ama radyosu bile yok! ——-
Bu hafta televizyonda bir yolcu uçağının Dünya Ticaret Merkezi kulesine yaklaşmasını izlerken Ladin’in bu sözleri aklıma geldi. Bir önceki buluşmamızda, çantamda götürdüğüm Arapça gazetelere nasıl sarılıp bir solukta okuduğunu hatırladım. Röportajı ve beni unutmuş bir köşeye çekilip 20 dakika boyunca soluksuz gazeteleri okumuştu. Adamlarına önemli gelişmeleri aktarmıştı. Usame bin Ladin Suudi kökenliydi, fakat İran dışişleri bakanının birkaç gün önce Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a gittiğini bilmiyordu. Radyosu da mı yok, diye düşündüm. Bu adam gerçekten Time dergisi ve Beyaz Saray’ın söylediği gibi “Dünya terörünün babası” mı? Aslında bu nitelemeden hoşlanıyor gibi geldi bana. Amerikan yönetiminin ölüsüne, dirisine 5 milyon dolar ödül vermeyi taahhüt etmesi de. “Aranıyor” afişlerinin üzerindeki ödül daha düşük olsaydı, Suudi bir milyarder olarak buna çok bozulur, aşağılanmış gibi hissederdi kendisini herhalde.
——- 120mm’lik havan topu ayağına düştü, ama patlamadı! —–
Bin Ladinler, Suudi Arabistan’ın saygın müteahhitlerinden. Ülkenin Yemen sınırındaki bir köyden geliyorlar. Aile 1979′da bir genç üyelerinin iş makineleriyle Afganistan’a gidip, volkanik arazide yol açarak Rus işgaline, ‘Batı zihniyetine’ karşı mücadele eden kabile liderlerine destek olmasından o zamanlar gurur duyuyordu. Suudiler için Ruslar Batılıydı, işgal bir haçlı seferiydi. Bin Ladin o günlerde Arap ülkelerinden binlerce gönüllü gencin uçak paralarını ödeyip Afganistan’a gelmesini sağladı. Ordusunu bu gençlerle kurdu. Mısır’dan, Cezayir’den, Suriye’den, Körfez’den gelen bu gönüllüler, korkunç savaşlarda şehit oldu; mayınlarla parçalandı, Kandahar’ın köylerinde Sovyet helikopterleri tarafından bombalandı.
Sudan’daki ilk buluşmamızda, hiç istememesine karşın, bin Ladin’i bu acı günler hakkında konuşmak için ikna etmiştim. Bana anılarını anlattı. Celalabad yakınlarında Ruslar’ın önemli atış noktalarından birine düzenlenen baskın sırasında 120 mm’lik bir havan mermisinin nasıl ayağına düştüğünü anlattı. Merminin patlamasını beklemiş. Saniyenin binde biri kadar sürede kendisini nasıl acılardan arınmış hissettiğini, ruhunun nasıl kadere ve Allah’a sığınmanın huzuruyla dolduğunu anlattı. Şimdi birçok Amerikalı’nın dilediğinin aksine, havan mermisi patmamadı…
Kasım 7, 2008 10:45 am
seyyid muhammed
Buzdozerleriyle dağlarda yol açtı, sığınak yaptı ——-
Usame bin Ladin’in Afgan direniş hareketi içinde yarattığı etki Moskova’da Rusların bile kulağına gitmişti. 1993′te Moskova’da konuştuğum bir Sovyet askeri uzmanı Ladin’in mutlaka ortadan kaldırılması gerektiğini savunuyor ve “Çok tehlikeli bir adam” diyordu ondan bahsederken. O günlerde Amerikalılar’ın kahramanıydı bin Ladin. Silah veriyor, adamlarını eğitiyorlardı. Sadece 20 yıl sonra onu ele geçirmek, öldürmek için milyarlarca dolar harcayacakları akıllarına bile gelmezdi. Bir konuşmamızda bin Ladin’e ABD’yle ilişkilerini sormuştum. Ruslara karşı savaşırken Amerikan ajanlarıyla hiç bir araya gelmediğini, Batı’dan bir tabanca mermisi bile kabul etmediğini söyledi.
Fakat bin Ladin’in buldozerleri, kepçeleri Afganistan dağlarında mücahitler için yollar açtı. Bu yollardan İngiliz yapımı uçaksavar Blowpipe füzeleri Sovyet Mig’lerini vurabilecek kadar yüksek noktalara taşındı. Yıllar sonra adamlarından biri beni bir gün “bin Ladin Hattı”nın bu zirve noktalarından birine götürdü. 1997′deydi, uçurumlarla dolu kaygan çamurlu bir yolda şiddetli yağmur altında felaket, ürpertici bir yolculuk yaptık. Sileceklerden biri donmuş, sonra uçup gitmişti. Bulutlar altımızda kalmıştı. Taşlı yollarda seken aracın direksiyonundaki silahlı militan “Cihat’a inandığında bu koşullara katlanmak kolaylaşıyor” demişti. Zaman zaman yükseklerden, karanlığı delen küçük flaşlar çakılıyordu. Arkadaşım “Kardeşlerimiz bizi gördüğünü haber veriyor” diye açıkladı esrarengiz parıltıları. İki saat sonra bin Ladin’in eski savaş kampına vardık. Cipin güçlü farlarından görebildiğim kadarıyla kurulan kampın çevresinde donmuş şelaleler vardı. “Toyota, Cihad için biçilmiş kaftan” dedi Ladin’in adamı, gülümsedi. Kafamı salladım onaylamak için. Ladin’in espri yaptığını hiç duymamıştım. Amerika Birleşik Devletleri’nin “terörist” ilan etmesini nasıl karşıladığımı sorduğumda Ladin “Eğer ülkemin bağımsızlığı için savaşmak terörizmse, terörist denmesi bana büyük onur verir” demişti. ABD ve İsrail hükümetleri, orduları arasında hiçbir fark görmediğini söylüyordu. Fakat Avrupa, özellikle Fransa bu ikiliden gittikçe uzaklaşıyordu. Fransa’nın Kuzey Afrika politikasını lanetledi. “Cezayir” demedi ama bu sözcük konuşmanın sessizlikle kesilen bölümünde hayalet gibi tepemizde dolandı durdu…
—– Suudi Kraliyet ailesinden 500 milyon dolarlık çek teklifi——
Bin Ladin röportajlardan birinden sonra bana, yürüttüğü savaşı destekleyen ve Pakistan’da duvarlara yapıştırılan Urduca bir poster verdi. Hatta Karaçi sokaklarında çekilmiş bir grafiti fotoğrafını ekledi yanına. Duvarda “ABD askerleri kutsal şehirler Mekke ve Medine’den çıksın” yazıyordu. Birkaç ay önce Suudi kraliyet ailesinin elçi gönderdiğini, ABD hükümetinin baskısı sonucu vatandaşlıktan çıkarıldığının söylendiğini, cihaddan vaz geçip ailesiyle Suudi Arabistan’a dönmesi halinde 2 milyar riyal (500 milyon dolar) teklif edildiğini anlattı. “Teklifi reddettim” dedi. O günlerde üç eşi vardı. En genci bluğ çağından yeni çıkmış, en yaşlısı ise 16 yaşındaki zeki oğlu Bon Omar’ın annesiydi. Diğer oğlu Saad’ı benimle tanıştırmak için getirdi. Oğulları kırık dökük de olsa İngilizce konuşuyordu. Silahlı adamlarla çevrilmiş olmaktan, ilgiden memnunlardı
Kasım 7, 2008 10:45 am
seyyid muhammed
Ailesi Celalabad’daki barakalarda yaşıyor ——
Tüm mücahitlerin eş ve çocuklarının kaldığı Celalabad yakınlarındaki bir köyde yaşıyorlardı. Bin Laden bu yoksul, karanlık evlerden birine götürdü beni. Ev sahibi Mısırlı savaşçının ailesi, tahmin edebileceğiniz gibi, evde değildi. Ziyaret için Mısır’a gittikleri söylendi. “Eşlerimiz konfor içinde yaşıyor” dedi Mısırlı savaşçı. Köy evleri hava saldırılarına karşı brandadan yapılmış kamuflajla kaplanmıştı. Çevre telle çevriliydi. Yağmur kanalları ve üç tuvalet çukuru açılmıştı. Mısırlı’nın yeni yetme oğlu kucağında silahla yanıbaşımıza oturup bizi dinledi. Mısırlı istihbaratçıların bu kampları uzaklardan gözlediğini söyledi ısrarla. Şehirde Amerikalılar’a çalışan muhbirler olduğunu anlattı. “Onları görüyoruz, çok dikkatli olmamız gerekiyor” dedi.
Kamptaki diğer Araplar çok daha açıksözlüydü. “Bay bin Ladin’in Afganistan’dan başka gidebileceği ülke kalmadı” dediler. “Suudiler, bin Ladin Sudan’dayken Yemenliler’in yardımıyla onu ele geçirmeye çalıştı. Fransızlar, Sudan hükümetine baskı yapıp iadesini talep etti. ABD ise Fransa’ya baskı yaptı etkisini kullanması için. Carlos gibi onun da iade edilebileceğini sanıyorlardı. Suudilerin kiraladığı bir Arap grup suikast girişiminde bulundu. Fakat Ladin’in korumaları ateş açtı. İki kişi yaralandı.”
Bin Ladin, Rusya’ya karşı yürüttüğü savaş sırasında 500 adamını kaybetti. Şehitlerin mezarları Pakistan sınırı yakınındaki Torkum’da. Rus birlikleri geri çekilince bin Ladin Afganistan’ı terkedip Sudan’a gitti. Bu göçün nedeni Afganların birbirine düşmesi, rakip gruplara bölünmesiydi. Yakın çevresi de Sudan’a gitti onunla, otoyollar inşa ettiler, çeşitli yatırımlar yaptılar.
——- Elinden misvak düşmüyor———–
Usame bin Ladin girdiği her toplulukta rahaklıkla seçilebiliyor. Boyu 2 metrenin üstünde. Çok zayıf. Yemekle arası pek iyi olmasa da elinden misvak çubuğunu düşürmüyor, sürekli dişlerini temizlemek alışkanlık haline gelmiş. Suudi Arabistan’daki yolsuzluklardan, sistemin kokuşmuşluğundan bahsederken çizgi haline gelen gözlerinden nefret fışkırıyor. 1996′da, dev sivrisineklerin tepemizde uçuştuğu o akşam Amerikalılar’dan çok Suudilere duyduğu öfkeden bahsetmişti. Bin Ladin’in yakın tarihe bakışında 1990′ın, yani Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgal ettiği yılın özel bir önemi var. “Amerikalılar Suudi Arabistan’a girdiğinde, özellikle iki kutsal kentin topraklarına ayak bastıklarında ulemadan ve medrese öğrencilerinden şiddetli tepkiler yükseldi. Suudiler büyük bir hata yapmıştı. Yalan ve ihanetlerini görmüş olduk. Müslümanlara karşı savaşan tüm ülkelere destek verdiler. Güneydeki Müslüman Yemenliler’e saldıran Yemen komünistlerine yardım ettiler. Hamas’a karşı savaşması için Arafat’a destek verdiler. Ulemalarını aşağılayıp onları hapsettikten sonra Suud rejimi meşruiyetini kaybetti.”
Bin Ladin sözünü burada kesip durdu. Bu özel, ürpertici tarih dersini yeterince dikkatle dinliyor muyum, diye baktı. Sonra devam etti “Biz Müslümanlar özel bir duyguyla birbirimize bağlıyız. Filistin ve Lübnan’daki kardeşlerimizin acısını içimizde hissediyoruz. Kobar’daki saldırı Amerikan işgalinin değil, Amerikalılar’ın müslümanlara saygısız yaklaşımının bir sonucuydu. 1996′da (intihar saldırısında) 60 Yahudi öldüğünde dünyanın büyük ülkeleri yedi günde bir toplantı organize edip bu olayı kınadı. 600 bin Iraklı çocuğun (BM ambargosu nedeniyle) ölmesi aynı tepkiyi almıyor. Bu zavallı Iraklı çocukların öldürülmesi İslam’a karşı savaş. Bizler, Müslümanlar olarak Irak rejiminden hoşlanmayız. Fakat Irak halkının ve çocuklarının kardeşimiz olduğunu düşünürüz. Onların geleceği, kaderi bizim için önemlidir.”
—— Takıntısı: Suudi Arabistan’daki Amerikan askerleri———
Ortadoğu’yla ilgili görüşlerden sonra sıra ABD’ye geliyor: “Sanıyorum eninde sonunda Amerikalılar, Suudi Arabistan’dan ayrılacak. Amerikalılar’ın Suudi halkına savaş açması, tüm dünyadaki Müslümanlara savaş açmak anl*mına geliyor. Amerika’ya karşı direniş birçok Müslüman ülkeye yayılacak. Güvendiğimiz hocalarımız, ulemalarımız bize Amerikalılar’ı kovmamız için fetva verdi. Onların askeri varlığı Suudi halkına hakarettir.”
Kasım 7, 2008 10:46 am
seyyid muhammed
Geçen hafta uçaklar DTM’ye birbiri ardına çakılırken Bin Ladin’in son söyledikleri hakkında çok düşündüm. ABD birlikleri hala Suudi Arabistan’da. 1996′da, 19 Amerikalı’nın öldüğü kamyonlu bombalama olayından sonra söyledikleri net olarak aklımda: “Bu Müslümanlar ve ABD arasındaki savaşın başlangıcıdır.” 24 Amerikan askerinin öldüğü bombalamadan sonra konuştuğumuzda “Destekleme onurunu paylaşamadığım büyük bir eylem” değerlendirmesi de aynı şekilde.
Ladin, sakin bir ses tonuyla “işgalcilere” karşı nefretinden bahsederken ürpermemek mümkün değildi. Zekice konuşuyordu. Seçkin bir Arapça kullanıyordu. Uluslararası ilişkiler hakkındaki yorumları egzantrik denebilecek düzeydeydi. Bir ara, İsrail politikaları nedeniyle ABD’nin eyaletleri arasında anlaşmazlık çıkabileceğini, ülkenin bölünebileceğini bile söyledi. Tarihe bakışı ise irkilticiydi: “Allah’ın bizim kutsal savaşımızı Sovyetler Birliği’nin ve Rus ordusunun mahvolması için kullandığına inanıyorum” dedikten sonra sözü Amerika’ya getirdi: “Bu işi şu anda oturduğumuz dağ başından yaptık. Ve şimdi Allah’tan bizi aynı şeyi Amerika’ya yapmamız, onu gölge haline getirmek için vesile olmasını diliyoruz. ABD’ye karşı savaşımızın Sovyetler Birliği’ne karşı savaştan çok daha kolay olacağına eminiz. Çünkü Sovyetler’e karşı savaşan Mücahiddin birlikleri Somali’de Amerikalılara karşı operasyonlara katıldı. Amerikalılar’ın moralinin hemen bozulmasına bizim Mücahitler çok şaşırmıştı. Bu olay bize Amerikalılar’ın kağıttan kaplan olduğunu gösterdi.”
Kasım 23, 2008 11:09 pm
Adem
(bayram yilmaz KARDESIM) SENIN BEYNINI KIM YIKADI BILMEM AMA SANA TAVSIYEM BOL BOL TARAFSIZ VE GENELDEDE KAYNAGI ISPATLANMIS BASKALARININ UYDURMASI OLMAYAN SEYLERI OKU
OKU KI DOGRU YOLU BULASIN :::::::::AYRICA SEYYID MUHAMMED COK GÜZEL TESEKKÜRLER
Mart 17, 2009 7:08 am
emzz
bakin Ataturk’u basta bende severdim onu hep okullarda ogrendik ama ogrendiklerimizle kaldik onun hakkindaki yazilan kitaplarin yazarlarini arastirin ben australiada dogdum buyudum fakat turkiyede 4 sene okula gittim aklimda hep su soru isareti olusurdu neden okullara bas ortululer alinmiyor? casus girermistide bimlemme artik casus bahanesi yok neden hala alinmiyo? elin gavur ulkesindeyim muslumanlarindan tut tum dinlere saygi goruluyor okullara kapalilar takkeliler aliniyor namaz bile kilabiliyosun neden turkiye ole degil? neden musluman bir ulke olmamiza ragmen okularda BISMILAH diye baslanilmiyoda ataturke saygi durusuyla yada herneyse resimleriyle dolduruluyorda ALLAH ismi konulmuyor…..iste bunlar putlastirilmaktir,tapmaktir tovbe tovbe ataturke tapiyoruz… ataturkun tum resimleri bir mason durusu eli gogsunde hep vede yahudi asilli. rivayette diyoki her yuz yilin basinda bir felaket olacak bunar ALLAH tarafindan deneniyoruz ve deccalin cahil bir ulkeden cikacagi one suruluyor..malesef o cahil ulke biziz kabul edinmesi zor ama malesef ole Allah katinda oleyiz ama bilgi bakimindan araplara gore daha moderniz su arada sunu soyleyim ataturk evinde icki icerken milletimiz savasti o sadece emretti sadece askerlik yapti.o bir mason,yahudi insanlari seytan birligiyle kandiracak deccal. deccal zaten gorevine basladi fitneler ic catismalar anayi babayi oldurmeler cinayet cogaldi kiyamet gunu yakin bunu tartisacagimiza ALLAHA yoneleim ve bari kendimizi ve cocuklarimizi bilgilendirip deccalin fitnelerinden koruyalim bu deccalin ordusu dogrudur yahudiler ve hiristiyanlardir… televizyonlarda ve bilgisayarlarda dini bilgiler verimiyor insanlari ask ve muzige sevdiriyorlar degisik dinler ve inanclar cogaliyor bunlar nefistir…ALLAH nefsimizi deccalden ve ordularindan korusun…ATATURKUN SAG GOZU IYI GORMUYOR…DUSUNUN BENCE..deccal bir canavar olarak degil insan olarak insanlari himayesi altina alacak o kayalikta bayram yilmazin dedigi gibi kafamiz olabilir nefsimizde olabilir..ayette denildigi gibi deccalin gedigi zaman arkasinda gordugumuz tatli su atestir..ama ates ise tatli sudur. korunmanin yolu bize bu dunyalik islerden uzak durmak onun anlindaki kafir yazisini sadece muminler bilecek yani derinden inanlar ben atesi takip edecem bu dunyayi bana deccal tatli su ollarak gosterecek ben kendimi bilgilendirmeye calisiyorum sizde yapin ben namaza basladim ve o yolda gidiyorum ama kapali degilim insanligim onemli bunu tartismak bile kat kat sevap cunku mehameti sonsuz rabbim beni arayin bulun dedi ALLAH IN IZNIYLE BIRLIK OLUN ULKEMIZDE KAPALILARA KARSI YAPILAN HAKSIZLIKLARA ACIK BILE OLSANIZ KARSI CIKIN CUNKU MALESEF HI UMMADIGIMIZ BIRI DECCAL CIKABILIR…
Mart 17, 2009 7:22 am
emzz
Mesleğin hedefleri ve ilişkileri
1. İngiltere Birleşik Büyük Locası, 1717′de örgütlenmiş bir bünye olarak, oluştuğu tarihten beri, kendi jüridiksiyonunda uyumlu biçimde, Hür Masonluk hedef ve gayelerinin tam ve kesin bir biçimde ileri sürülmesini, kardeşçe bir anlaşma içinde bulunduğu diğer büyük localarla olan ilişkilerine ait ilkelerin tesbit ve tayinini zaman zaman arzuya şayan saymıştır.
2. Yapılan başvurular ve son zamanlarda yayınlanan Hür Masonluğun, gerçek maksatlarını tahrif eden veya belirsiz kılan beyanlar karşısında mesleğin bazı temel ilkelerini kuvvetle belirtmek bir kere daha gerekli görülmüştür.
3. Meslek üyeliğine kabul ve üye olmanın ilk şartı, Yüce Varlığa inanmak, iman etmektir. Bu, esas ve hiç bir taviz kabul etmeyen bir şarttır.
4. Hür Masonlarca kutsal tanınan kitaplar, localarda daima açık durur. Her adayın, edilen yemin veya verilen söze kutsallık izafe edecek, kendi mezhep ve itikadınca iman edilen kutsal kitap üzerine ant içmesi gerekir.
Yasalara kesin itaat
5. Hür Masonluğa her girenin, toplumun huzur ve düzenini bozmak, yıkmak eğiliminde olan herhangi bir hareketi teşvik ve kayırması öncelikle kesin olarak yasaktır; Hür Masonluğa giren bir kimse, yaşamakta olduğu ülkenin veya himayesini sağlayan herhangi bir devletin yasalara gerekli itaati göstermeli ve devletine sadık olmalıdır.
6. İngiliz Hür Masonluğu, her üyesine sadakat ve vatandaşlık görevleri düşüncesini aşılarken, bireye kamu işlerinde kendi düşünce ve inançlarını koruma hakkını tanır. Ancak, bir üyeye, Hür bir Mason olarak, ne herhangi bir Loca’da, dinî veya siyasî meseleleri görüşüp tartışmaya, ne de bu konulardaki düşüncelerini dile getirmesine hiçbir zaman izin vermez.
7. Büyük loca, ister içerde, ister dışarda olsun, yabancı ve millî hükümet politikalarına ilişkin konular hakkında herhangi bir fikir beyanını daima ve kuvvetle reddetmiştir. Bir hükümetle diğer hükümet ve siyasi partiler arasındaki ilişkileri etkileyen her konudan veya rakip hükümet görüşlerine ilişkin meselelerden uzak kalmak ilkesini ihlâl eden herhangi bir harekete, ne kadar insanî görünürse görünsün, isminin bulaştırılmasına kesinlikle izin vermeyecektir.
8. Büyük Loca, bu ilkeleri desteklemeyen, bunlara bağlanmayan ve kendilerine Hür Masonlar unvanını takan kuruluşların varlıklarından haberdar bulunmaktadır. Bu durum var oldukça, İngiltere Büyük Locası, bu gibi kuruluşlarla herhangi bir ilişkiye girmeyi veya onları Hür Mason kabul etmeyi kesinlikle reddeder.
9. İngiltere Büyük Locası, Hür Masonluğu, yalnız üç derece çerçevesinde ve ancak Anayasasında “halis, öz, kadim Masonluk” olarak tarif edilen sınırlar içinde uygulayan, egemen ve bağımsız bir örgüttür. Unvanı ne olursa olsun, herhangi üstün bir Masonik otoriteyi tanımaz veya kabul etmez.
10. Büyük Loca, İngiltere Büyük Locası’nın kuruluşu itibariyle dayandığı ilkelere sıkı sıkıya uymakta gevşeklik gösteren örgütleri üyeliğe kabul eden ve Hür Masonluğu temsil ettikleri iddiasında bulunan sözde uluslararası derneklere, konferanslara katılmayı birçok kez reddetmiştir ve redde devam edecektir. Büyük Loca böyle bir iddiayı ne kabul eyler, ne de düşünce ve görüşleri, bu türden herhangi bir dernek tarafından temsil olunabilir.
Temel ilkeler gizli değil
11. Bir bölümünü az önce belirttiğimiz Hür Masonluğun temel ilkelerinden herhangi biri gizli değildir. Büyük Loca, bu yerleşmiş ve değişmez ilkeleri açıkça dile getiren ve sürekli olarak sebatla uyguladığını kanıtlamış bulunan Büyük Locaların tanınmasını daima gözönüne alacak, fakat bu ilkelerin yeni veya değişik bir yorumlanmasını tartışmaya hiçbir şekilde girişmeyecektir. İngiltere Birleşik Büyük Locası tarafından Hür Mason olarak tanınmak isteyenlerin, bu ilkeleri içten kabul ve bütünlüğü içinde tatbik etmeleri gerekir.
Haziran 10, 2009 3:27 pm
mehmet
arkadaşlar alametlere olan inancımızla berababer (en iyisini allahbilir) deccal dünyada olduğuna ve artan terör olayları ve artan şiddet işkence müslümanların çektiği çileler bunu gösteriyor. (en iyisini allah bilir) biran önce kendimize çeki düzen vermemiz gerekir . allahu taala bize mehdinin askeri olmayı nasip etsin allah bizi deccalden ve fitnelerinden korusun. allahın kitabına ( kur’anı kerim) ve peygamberimizin sünnetinden allah bizi şaşırmasın
Haziran 28, 2009 12:59 am
arif kush
selaminaleykum
bir sualim olacak
deccal su anda tam olarak ciktimi
ilk tasi atan ben oliyim
vurun komunistler sehid oliyim
Temmuz 2, 2009 8:09 pm
DRS
DECCAL çok eskiden beri vardı, Lakin gizleniyordu
İnsan içine çıkamazdıda
onunda çıkacak bir zamanı vardı, Uzun Ömürlüdür kendileri
Bütün peygamberlerin ondan haberi vardır.
Deccalin etki alanı insanlardır, sayısı az olan insanları Deccal ne yapsın
insanların çoğalmasını bekledi.
Deccalin elbette çok sayıda insanı saptırması gerekiyor.
Herşey Şeytanın Adem A.S’ın Katil olan oğlu Kabil’e Öğretisini Öğretmesiyle başladı oda şöyle olmuştur (Bu benim tahminimdir. En doğrusunu Allah Bilir.)
Masonluk sapkınlığı taaa Kabil’e kadar dayanır desek yeridir.
Kabil, Hz Adem’in büyük oğludur
Lakin Kabilin alnında Kardeşini öldürmesinden dolayı o günden sonra Allah tarafından Kafir ibaresi yer aldı.
Ne kadar Allaha yalvardıysada affedilmemiştir.
bundan dolayı Şeytanın kulu olup Allaha karşı olacağına ant içmiştir.
Deccal Şeytanın Yeryüzündeki Vücut bulmuş Halidir.
Tam bu sırada Burda Şeytan o anda Kabilin pişmanlığının fayda edemeyeceğini söyleyip daha
fenalıklara neden olmasına zemin hazırlamış ve kendi öğretisini öğretmiştir.
Bir Rivayette şöyle , Kabil ilk cinayeti işlediğinde Cebrail A.s Adem A.s şöyle demiştir.
“Eğer Kabil Şu cinayeti işlememiş, yeryüzüne ilk insan kanı dökülmemiş olsaydı Kıyamete kadar bütün insanlar müslüman inananlar olarak kalacaktı” Kıyamete kadar cinayet işlenmeyecekti ve Cinayetin ne olduğu bilinemeyecekti.
İşte Deccal burda Meydana geldi Yere Dökülen Kanın Şerridir
Deccal Şerrden oluşur, Kime karşı, insanların ilk Şerri oluşturmasını bekledi.
Şimdi Gelelim Şeytanın yaptıklarına; Şeytan Kabilin Affolunmayacağını Telkin ederek Allaha Karşı gelmesine vesile olmuş ve Allaha inananlara karşı kin tutmuştur.
Şeytan vesveseyle ona sapkın bir din yada Bir öğreti Öğretmesiyle Kendi tarafına taraftar kazanmaya başlamıştır.
Dikkat edilirse rivayetlere (Kabil-Deccal) Her ikisininde kaşlarının arasında Kafir yazar denilmekte.
Böylece Kuranda Söylenen “(Allah) dedi ki: bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak, hepiniz oradan inin. (Taha Suresi 20-123)Olayı o zaman başladı.
Bir kaynaktada, Hz Nuh a.s kavmide Bu sapkın inanca körükörüne bağlanmış, Asıl olanı Hz İdris in öğretilerini unuttular
Kabbalanın Kökeni Hz İDRİS e dayanır
tabii zamanla içeriğine eklene eklene Hz Süleyman zamanına kadar ulaşmıştır
Kabbalanın kökeni HZ İDRİS ‘tir bu onun Manevi ve Dünyevi öğretisidir
O dönemde yıldızlar astroloji, matematik, Felsefe, Terzilik , Çiftçilik alanında ileri gitmiştir (Hatta dikiş iğnesini bile Hz İdris in icat ettiği söylenir).
Bu andan sonra insanlık aniden Kudüs ve Şam civarında yayılmaya başlamıştır.
insanların çoğalmasıyla birlikte insanlar benliklerini unutup Hz İDRİS ‘ in aralarından ayrılmasıyla öğrettiği ahlak Değişmiş ve insanlar asıllarını kaybetmişler , insanların Büyük bir kısmı yer arayışı içinde çeşitli bölgelere göç etmişlerdir
Hz Nuh Zamanında Sapkınlık Daha da artmış ve bildiğimiz Tufan olayı patlak vermiştir.
Tufanda insanlardan gemi içindekilerin kurtulduğu söylenir, evet öyledir
Fakat Nuh ‘ tan sonra gelenlerin eski medeniyetlerinin yerlerini merak etmesiyle Tabletlere taşlara yada ağaçlara yazılan eski öğretileri tekrar eski kalıntılarda bulmuş ve yeryüzüne çıkmış olabilir, evet bulmuşlardır da
Yeni baştan Bunun öğrenilmesiyle Bir kısım insanlar Nil Deltası Nil nehri civarı olan Mısıra yerleşirler
Bu öğretiyi orda daha çok aşama aşama Geliştirerek Örneğin Sefirot düzeni ve 3-9-12 gibi adı verdikleri sayı düzenlerinin Kabala adı verdikleri öğretiye eklerler (Hz Yusuf a.s dan sonra oluşturulduğunu tahmin ediyorum, Özellikle 12 Rakamı yakubun oğullarını temsil ettiği bilinen bir gerçektir.)
Zaman geçtikçe Mistisizmlerine bir yenisini daha eklemektedirler
Neyse Yolumuza devam edelim, yılları yılları kovalar Aylar ayları
Derken Hz Süleyman A.s zamanında, Halk Hz Süleyman’ın Sihir kullandığına hükmetmiş , Hz Süleyman ise bunun Allah Tarafından verilen bir mucize olduğunu bir türlü Dayatamamış Dar kafalılara
O zamanlardada Harut ile Marut un etkileride o zamanın insanlarına nail olmuş olup , insanların bu dünyada imtihan içinde olduğunun farkına varılamamıştır.
Bunun üzerine Hz Süleyman sihir öğretisinin tehlikelerini farketmiş, ülkede sihir büyü, kara büyü ile ilgili nekadar belge kişiler yapanlar ve yayın varsa hepsini toplattırmış
Bir odaya yığmıştır, yapanlara da Cezalandırmıştır.
Bu belgeler Tablet halinde kimisi Deri üzerine, kimisi Kapı eşiklerine yazılı , kimisi ağaç kabuklarına , kimisi toprak kaplarının üzerine yazılı günlük kullanılan büyülerdi.
O zamanın öğretisini eski mısır ile alışveriş içinde olduklarından bu sapkın öğreti Hz Süleyman hakimiyetinde gizli olarak neşrediliyordu
Gizli Örgütlenme bu zamanda Hiram puştu sayesinde oluştu desek Tam isabet olur.
Aslında Masonluğu tarikatçılığı bu Hiram puştu kurmuş olup insanların dikkatli gözlerden kaçmasına vesile olmuş, böylesinin varlığı için daha iyi olduğunun kanaatine varılmıştır.
Sebebi Hz süleymana karşı onu devirmek niyetinde olan bir örgütlenme idi, başaramadılar da.
yıllar yılı Süleyman hakimiyetinin yıkılmasıyla Saldıracak kişiyi karşılarında bulamadıklarından bu duvarcı ustaları zamanla diğer ülkelere dağılarak varlıklarını zaman içinde kaybetmiştir
fakat Kabalaları gizli bir öğreti olarak Mısırda bulunan İsrailoğulları arasında yaşamaya hala devam etmiştir.
Bu devirde Şu rakamlar kabbalaya enjekte edilmiştir. 10-19-22-23-33-34
Başka bir kaynakta; Hıristiyanlar Şeytanı Yılan olarak tasvir eder, Havva Validemizi bir yılan kandırmıştı.
Tevratta ise Şöyle bir ilginç cümle vardır “Kudüs’ten harekete başlayan bu yılan, kendi zafer zincirini tamamladıktan sonra gene oraya dönecektir”
Nedir bu yılan?, Sakın Şeytan olmasın?
bu cümle Kabbala kökenlidir.
Hz Musa zamanında Kabbala Mısır dan kalma eski amon Rahiplerinin öğretilerinin birkısmını alır ve imansız bazı yahudiler tarafından 10 rakamıda kabbalaya enjekte edilir.
Ben aslında Sayılarla ilgileniyorum desem yeridir.
Yılan= Şeytan
yılanıda emellerine alet ettiler ya, işte bu andan sonra korkulur.
Şimdi günümüzden önceki yakın zamana geri dönelim
Tapınak Şövalyelerinin Mescidi Aksanın altını kazdıklarında Buldukları şey aslında Hz Süleyman ’ın toplatıp sakladığı, üstüne duvar ördüğü Gizli bir mahzendeki Kabbalanın ta kendisidir.
Tapınakçılar burada bulduklarını Kabala öğretisiyle karşılaştırıp Benzer yanlarının olduğunu gördüklerinde bu safsata bu sapkınlığa körükörüne Daha çok sarılmaya başladılar.
Bu dönemde 13-15-18- gibi rakamlarda eklenmiş
1776, 1948 -2010 gibi rakamlarda sonuç yıllar olduğu
Kabbalaya göre Hristiyanlık, Yahudiliğin Devamı ve son çıkış noktası idi
Fakat Deccalın kendisi ortada yoktu.
Deccal hesabıda şu şekilde 2 yıllık Gregorian takviminin hata payı olduğunuda düşünürsek 2010 yada 2012 yılı olduğunu düşündükleri bir Deccalin dünyaya fiziksel çıkış, insanlarla haşir neşir yılı hesaplaşması vardır.
Deccalin Kendisinin çağrılması için
Trans haline girmesi gerekiyor
34. dereceden bir mason puştunun Şeyto ile (ismini bile yazmak istemiyorum ııyyyy
Dünyayı bi güzel fitneye boğması ve ülkemizdeki puşt masonların bundan bi haber olması lazım
Böylece fitnelerin oluşmasından sonra Çok aradıkları deccal-ü Zilliyet yer yüzüne gelir.
Hiç Dikkat ettinizmi Deccalin de Gözleri birtanedir
Masonların simgelerinde kullandıklar Piramit üstündeki göz de birtane
Tesadüf olabileyrmi
aceba Masonluk= Deccaliyet olmasınmı?
yok canııım öyle şey mi olur???Diyecek olan mason puştları çıkar.
Zaten 33. derece masonlar = insani şeytanlar olarak görlüyor.
Bakınız Fasık-ı Azam = Maşrık-ı azam (bizdeki karşılığı 33. derece mason)
34. Derece Mason Şeytan ile Transa geçmiş medyum ( Üstad-ı Müşrik )
35. Derece Mason = Deccaldir. ( Fitne-ü Azam )
36. Derece Mason = Şeytandır. ( Şhaytan-ı Karrastan Mel-un)
Ve böylece illuminatinin kuruluşundan bu yana gelen 666 Rakamının Sırrı bu yazdıklarımdan Meydana geliyor
( 1776 yılı Benji Frenklin ve yandaş çetesi kefereleri, kabalayı ince eleyip teleyerek 1776 yılını kendi hesaplarla bulmuş, haydi kuralım demiş )
36+35+34+33+32………3+2+1 = 666 Rakamını vermektedir.
Şeytanın rakamı oluşmuştur
Hatta İluminatinin kuruluş yılı olan 1776 yılının Babil Sayı Düzenine çevrilmesiyle
elde edilen 666 Sayısı da çok ilginçtir. (Allah Allah bu neki 666 Dobulyü www olduğunu söyleyenlerde var)
Hatta 1776 Yılına 13 eklenerek taaa 2010 gibi bir rakama ulaştığını (2010 yılı eylül-ekim aylarında Deccalin Dünya üzerinde , Bütün devletlerde Komplosunun başlayacağına işaret ediyor)
acaba ne kadarı doğrudur Onu bilemem
Belki içeriğinde yanlışlarımız olabilir Allah affetsin.
Temmuz 6, 2009 7:52 pm
sercan kutlu
arkadaşlar herkezin en azından deccal hakkında bir düşüncesi ve bilgisi var ama herkez bir tarafından tutmuş yani benim düşüncem şu deccal bir oluşumun lideri şuan için görülmeyen bir lider tabi şuan bence çıkmasa bile faaliyetlere başladı söyle bir kaç hadis var iki müslüman develet bir biri ile savaşmayınca kıyamet kopmaz deniyor. yakın tarihte iran ırak savası oldu.. sonra fırat nehri suyu çekilecek deniyor buda gerçekleşti keban barajı suyu çekti ve görüntü dağ şeklini aldı.sonra talihana (afganistana) saldırılağı yazılıor buda ruslar yaptı çok masumun canını aldılar ve ırak savası öyle bir savas varki o savaşta ki askerlerin 3 de 1 i şehit olacak 3 te biri kaçacak 3 te biri rakip orduya katılacak buda oldu vede yahudiler deccaln çıkacağı yer olan damışk yerinin altındaki taşlık araziyi kazıyolar bunu mumya filmine benzetebiliriz ondada himotep çıkmadan kazı yapıyorlardı…
Ağustos 1, 2009 1:06 am
farae
Saol yazi icin, güzel bir calisma
Ağustos 23, 2009 8:07 pm
Muhammed
Vay vay vay.Bilmiodum Masonun deccalın ordusu olduqunu.Kurtlar Vadisinde cıkardı.Deccal felan derlerdi inanmazdım.Demekki buymus.İyiki okumusum.Arkadaslar deccal belki qeldi ve saklanıyor.Kıyamet cok yaklasıyor bize.Hz.İsa inecek inmedi daha,Yecüc Mecüc cıkacak cıkmadı daha,Dabbetül Arz cıkacak cıkmadı daha,Ates topu olacakmıs olmadı daha,Duman cıkacakmıs cıkmadı daha,Deccal cıkacakmıs bilmiyorum,Günes Batıdan doqmadı daha,ve kabe yıkılacakmıs.Yıkılmadı.Bunlar olmayınca kıyamet kopmaz.Daha olmadı ama.Bu yüzyılda hepsi olacaqa benziyor.
Eylül 11, 2009 4:13 pm
ugur
arkadaşlar biz elham dürillah müslümanız ama başka bir dinden olarak doğan insanlar islamiyetin ne olduğunu bilmiyolar böyle bir imtihan durumunda onlar deccaldan tarafa gidecekler onların ne suçu var sonuçta islamiyetin ne olduğunu bilmiyorlar.arkadaşlar açıklama bekliyorum lütfen yardımcı olun tşk.ederim
hepinizden Allah razı olsun
Allah hepimizi deccalin şerrinden korusun
en iyisini Allah bilir
Eylül 24, 2009 12:48 pm
Abdullah
Binlerce Islamiyet Kitapi var onlard birini alip okursalar hemen islamiyetin ne oldugu ögrenirler!Önemli olan istiyorlar?Inan bana Müslüman modern olmak icin Islamiyeti birakiyor nasil onlar Islamiyete gelsin Dünya bozuluyor herkes herkesi öldürüyor kötü Yillar bizi bekliyor!
Tek Allah dogrusuni billir.