You are currently browsing the monthly archive for Nisan, 2007.
ERKEK: s.a
KADIN:a.s
ERKEK:nasilsin kardesim?
KADIN:elhm iyiyim ya siz?
ERKEK:Allaha hamduseanlar olsun binlerce kez..
KADIN:amin ins.
ERKEK:nerelisiniz?
KADIN:niye sordunuz?
ERKEK:sohbet etmek icin ortak konular yakalamak lazim oacidan yani…
KADIN:ozel konulara girmiyorum kusura bakmayin:(kendini agirdan satan kadin tipi)
ERKEK:siz beni yanlis anladiniz kardes ben sadece islami konularda fakir alisverisi yapmak istiyorum…
KADIN:buyrun o zaman konu belirleyin?
ERKEK:peki konumuz izdivac olsunmu?
KADIN:olabilir.
Türkiye halkı Filistinli tutsak vekilleri yalnız bırakmadı. 2 Mart 2007 tarihinde başlayan “1 Milyon İmza” kampanyasında hedeflenen rakama ulaşıldı. İllerden gelen imza rakamları, Türkiye halkının Filistinli tutsakların yanında yer aldığını gösterdi. STK temsilcileri, milletvekilleri ve Filistin büyükelçisi düzenleyecekleri toplantıyla Türkiye halkına katkıları için teşekkür edecekler. 
“Filistinli tutsak milletvekillerinin serbest bırakılması için 1 milyon imza” sloganıyla 2 Mart 2007 tarihinde başlattığımız kampanyamız başarılı biçimde sona ermiştir.
40’a yakın ilde ve 100’e yakın ilçede bir ay boyunca devam eden imza kampanyasında binlerce gönüllümüz ve vatandaşımız, kardeş Filistin halkının iradesine yapılan haksızlığa tepkisini, attığı imzalar ile ortaya koydu.
Birçok ilde Mart ayı boyunca soğuk hava koşulları ve yağmura rağmen açılan stantlarda büyük bir fedakârlık gösteren Türkiye halkı, kalplerinden gelen irade ile Filistin halkının yanında olduğunu tüm dünyaya ispatladı.
Soru:
Selamun aleyküm, hayırlı cumalar.
Öncelikle kendimizi tanıtalım. Bizler O. ve Y. adında iki kardeşiz. Fen Lisesinden mezun olduk ve öss sınavına girdik. Yaşımız 20. Bizler … sizlerin yazılarınızı sürekli olmasa da elimizden geldiğince takip ediyoruz… Sizlerin sözde değil gerçek vatansever kişiler olduğunuzu düşünüyoruz. Bu sadece bizim değil eminiz ki Türkiye’de milyonlarca insanın ortak görüşü. Sizlerin yazıları her gün on binlerce insanın dikkatini çekiyor ve ortak duygularını dile getiriyor. Kardeşimle benim uzun zamandır canımızı sıkan bir mesele vardı. Bunu sizlere yazmak daha doğrusu sizlerle paylaşmak ihtiyacı hissettik.
Biz bundan iki sene önce Turizm Bakanlığının gençler için düzenlediği yaz kamplarına katıldık. Böyle bir kampa ilk kez katılıyorduk ve nasıl bir ortamla karşılaşacağımızı bilmiyorduk. Kampın ilk günleri tanışma süreciyle geçti. Arkadaşlarla yavaş yavaş tanışmış güzel dostluklar kurmuştuk. Kamp programı oldukça doluydu. Bazen başımızı kaşıyacak vakit bulamıyorduk. Herşey çok güzeldi, yemekler dahil. 2-3 gün sonra çevreye geziler düzenlenmeye başladı. İşte canımızı sıkan şeyler bu gezilerle geldi.
Sinirlendiğinizde.. sabırlı ve sonuçlardan haberdar olmalıyız !!!!
Hayat, “herkesin kendine göre bir derdi var “, deyimiyle başlarsak,her insanın kendine göre bir sorunu, bir sıkıntısı ,ekonomik veya manevi olarak sorunları mutlaka vardı. Hiçbir insan dünyada kusursuz, tam mutlu ve sorunsuz değildir.
Tabi sorunlar ve sıkıntılar , insanlarda neticede olumsuz etkiler yaratmaktadır. Bu etkiler sonucunda gerginlikler ,sinirlenmeler ve deprasyona kadar insan oğlunu sevketmektedir. Bu durumda ; haliyle Hayatımızda görmek istemediğimiz bazı tatsız ,acı ve felaket olayların meydana gelmesine sebep olmaktadır.
Bayanlardan biri şöyle diyor: evliliğimizin ilk günlerinde her şey çok güzeldi, yaşamdan ve beraber olmaktan tarif edilmez bir keyif almaktaydık. Her anımız mutluluk ve sevinç doluydu, sanki bu güzel günler hiç bitmeyecekmiş gibiydi, hele sorunlarla karşılaşıp anlaşmazlığa düşeceğimiz aklımızın uçundan bile geçmezdi. Tüm bunların biteceği asla aklımıza gelmezdi. Fakat hiçbir şey düşündüğümüz gibi olmadı. Evliliğin ilk yıllarının geçmesiyle yaşamın tatlılığını kaybettik, öylesine uyuşmazlıklarla karşılaştık ki, biranda kendimize “bize ne oldu?” diye sormaya başladık. Acaba her şey niçin bu kadar çabuk değişmişti? Evliliğimizin güzelliğini yok eden; zamanın hızla akıp geçmesi mi, çocukların olması mı yoksa başkalarının hayatımıza girmesi miydi?
Saliha.bir kadın, önce evinin kadını olmalı. Kocasına, akrabalarına, komşularına karşı daima saygılı ve uyumlu bir kişilik sergilemelidir.
Tutumlu olmalı, zira Allah (c.c.) israf edenleri sevmez. Evde herşeyi dikkatli ve itina ile kullanmalı.
En ufak ve değersizmiş gibi görülen her şeyi değerlendirmesini ve yerinde kullanmasını bilmeli. Zenginde olsa, her şeyi bolca alabilecek imkanlarada sahip bulunsa bile, daima her varlığın bir yokluğu bulunabileceğini ve aç-yoksul insanların varlığını düşünmeli, her şeyi iktisatlı kullanmalı. Az masrafla güzel ve leziz yemekler pişirmesini bilmeli.
Her konuda kocasına yardımcı olmalı, ona lüzumsuz masraf yaptırmamalı, kocasının malını ve servetini çar-çur etmemelidir.
Zina etmek büyük günâhtır. Nitekim Kur’an-ı kerimde mealen, “Zinaya yaklaşmayın! Çünkü o, çirkin, aşağı bir iş, kötü bir yoldur” buyuruldu. (İsra 32)
Zinaya yaklaşmayın demek, zinaya götürecek sebeplerden, hareket ve işlerden sakının, yabancı kadınları düşünmeyin, onlarla konuşmayın, onların seslerini dinlemeyin, onlara bakmayın, demektir. Açık saçık giyinmek, kötü işlere yol açabilir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
“Fuhşun açığına da, gizlisine de yaklaşmayın.” (Günahların zina gibi büyüğü olsun, bakmak gibi küçüğü olsun hiç birine yaklaşmayın!) (En’am 151)
Hadis-i şeriflerde buyurulduki:
“Sizin için en çok korktuğum şey zinadır.”
“Zina etmeyin, kadınlarınızın cazibesi, sevgisi gider, soğukluk başlar.”
“[Bilhassa] zina eden ihtiyar lanete uğrar.”
“Zina fakirliğe yol açar.”
Zinanın Zararı:
Zina eden, dünyada üç zarara uğrar: Rızkı noksanlaşır, ömrü kısalır, yüzünde nur kalmaz. Âhırette de üç zarara uğrar:
1- İlahi gazaba uğrar. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Zina edenin yüzü Cehennemde ateşle yanar.”
2- Hesabı çetin olur. Allahü teâlâ Musa aleyhisselama, “Zina edene giydirilecek olan ateşten gömlek, bir dağa atılsa, dağ yanıp kül olur” diye vahyetti.
3- Cehenneme atılır. Zina edip tevbe etmeden ölen, ahirette büyük azablara düçar olur. Hatta Cehennemdekiler bile bunlardan rahatsız olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
“Zina edenlerin avretlerinin kokusu, bütün Cehennem halkına eza verir.”
Zararın neresinden dönülürse kardır. “Allah artık beni affetmez” diyerek günahlara devam etmemelidir! Günahım çok diye tevbeden kaçmamalıdır. En büyük günahların da tevbesi olur. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
“Ey günahı çok olan kullarım, Allahın rahmetinden ümidinizi kesmeyin! Allah günahların hepsini affeder. O, sonsuz magfiret ve nihayetsiz merhamet sahibidir.” (Zümer 53)
Mehmet Oruç
(Evliliğin Dinimizdeki Yeri)
(Zinaya yaklaşmayın! O; hayasızlık, çirkin, aşağı bir iş, kötü bir yoldur.) [İsra 32]
(Ey Resulüm, müminlere söyle, harama bakmasınlar ve avret yerlerini haramdan korusunlar! Müslüman kadınlar da ziynetlerini göstermesinler, başörtülerini yakalarına kadar örtsünler!) (Nur 31)
(Yemin ederim ki, birinin başına demir çivi sokulması, yabancı bir kadına dokunmasından daha hafiftir.) [Taberani]
(Sizin için en çok korktuğum şey zinadır.) [Taberani]
(Zina etmeyin, kadınlarınızın cazibesi, sevgisi gider, soğukluk başlar.) [İ.Neccar]
([Bilhassa] zina eden ihtiyar lanete uğrar.) [Bezzar]
(Zina fakirliğe yol açar.) [Beyheki]
(Gençliğini zinadan koruyan [mümin] Cennete girer.) [Beyheki]
(Bir kadın, beş vakit namazını kılar, namusunu korur, kocası ile iyi geçinirse, dilediği kapıdan Cennete girer.) [İbni Hibban]
(Ey gençler, namusunuzu koruyun, zina etmeyin! İyi bilin ki, namusunu koruyana Cennet vardır.) [Hakim]
(Kötülükten korunmak için, nikahlı yaşayın ve iffetli olun!) [İbni Asakir]
(Onun bunun karısını, kızını ayartan bizden değildir.) [İ.Ahmed]
Fuhşun açığına da, gizlisine de yaklaşmayın(Enam 151)
(Azab-ı İlahiden korkarak, başını yabancı kadından çevirene, Allahü teâlâ ibadetin tadını duyurur.) [Hakim]
(Harama bakmayan gözler, Cehennem ateşi görmez.) [İsfehani]
(Kadına, şehvetle bakanın, gözlerine erimiş kurşun dökülüp, Cehenneme atılır.) [M. Enhür]
(Avret yerini açana, başkasının avret yerine bakana Allah lanet etsin!) [Beyheki]
(Kadının yüzünden ve iki eli ayasından başka bütün bedeni avrettir.) [M.Enhür]
(Bir yerde, zina ve riba çoğalırsa, o yerin halkı, belaya maruz kalır.) [Hakim]
(Zina fakirlik getirir.) [Buhari]
(Zinaya devam eden, putperest gibidir.) [Harâiti]
(Zina edenin yüzü Cehennemde ateşle yanar.) [Taberani]
(Zina edenlerin avretlerinin kokusu, bütün Cehennem halkına eza verir.) [Bezzar]
Etrafımızdaki insanları fuhuş ve zina bataklığından çıkaralım.. Aşk ve flört gibi kavramlar etrafında zina günahı işleniyor.. 24 saatlik yayınının neredeyse yarısından fazlasını “aşk” kavramına ayıran medya organları sayesinde, zina günahı ciddi bir biçimde toplumda yayılmaya başladı.
Hatta bazı sapık mahfillerde, zina işleyenlerin, bu günahı daha rahat işleyebilmek için dine ve Allah’a küfür ve inkar yoluna gittiklerini malesef görüyoruz. Herkes üstüne düşen iyiliği emretmek, kötülüğü menetmek görevini yerine getirmelidir.
Alıntı…
Geçmişte sokak bozulmamış, toplum hayatında kötülükler kol gezer hale gelmemişti.
O yüzden o günkü insanlardaki dindarlık, ahiretini kurtarmaktan başka bir mânâya gelmiyordu. İnsanlar sadece ahiretini kurtarmak için dindarlaşıyor, mazbut olma gereği duyuyorlardı.
Ya bugün? Bugün de öyle mi?
Evet bugün öyle değil. İnsanlar ahiretlerini kurtarmak niyetinden önce dünyalarını kurtarmak için dindarlaşıyorlar, dindarlıktan faydalanıp kol gezen kötülüklerden kendilerini, çoluk çocuklarını korumaya çalışıyorlar.
İsterseniz bakın toplum hayatına. Her geçen gün bir yenisi çıkan kötülüklerden bağımlılık ve ahlakî sefaletten kendilerini en çok koruyanlar dindar olanlardır.
Dinine bağlı kalanlardır.
Çünkü dinin insanı kötülüklere iten zaaflar hakkında yasaklayıcı hükümleri vardır. Bu hükümlere uyan dindarlar sadece ahiretlerini kurtarmakla kalmıyor, dünyalarını da kurtarıyor, gittikçe yaygınlaşan zaaflardan kendilerini ve çocuklarını da muhafaza ediyorlar.
Saçı, makyajı ve garip kıyafeti yüzünden kenara çekilen öğrenciler var. Öğretmenler sınıflara, yüzlerini yıkattırıp; saçlarını “normalleştirip”; eteklerini eski boylarına getirip yolluyorlar.
Kızlar yanlarında eteklerini kısaltabilmek için iğne taşıyor
Hayatın ya tamam ya devam kısmı lise sıralarından geçiyor. İyi bir gelecek hedefliyorsanız, iyi bir lisede olmalı ve iyi bir eğitimden geçmelisiniz. Liseye kadar okuyup gelebilmek için sadece çaba sarf etmek gerekiyor. Kimileri için hayata yönelik önemli bir geçiş noktası ve atlama taşı olan lise çağı bazı gençler için hayatın kararmaya başladığı dönem olabiliyor. Çünkü, günümüzdeki lise ortamı çok farklı ve bambaşka.
Aslında çocuklar aynı çocuklar, öğretmenler de aynı öğretmenler; ama zihinler, beklentiler, umutlar, hayaller ve o hayallere ulaşma tercihleri o kadar karışık ki. Ya çalışıp çok başarılı okuyup hayatta bir yere geleceksiniz ya da çevrenize bakıp “bazı ödünler” vererek “bir anda” o yere gelmeye çalışacaksınız.
Dış görünüşe aldanıp da yanlış karar vermekten sakınmalıdır. Çünkü evlilik hayatına başladıktan sonra, geri dönmek zordur ve kötü huylu kimsenin, bundan sonra düzeltilmesi de kolay değildir.
Evlenmek, yuva kurmak, insanın hayatını değiştiren, ömrün dönüm noktasını meydana getiren bir olaydır. Yanlış bir tercih, insanın dünyasını karartır. Hattâ insanın âhıretine de te’sîr ederek, sonsuz azâba sebep olabilir.
Dış görünüşe aldanıp da yanlış karar vermekten sakınmalıdır. Çünkü evlilik hayatına başladıktan sonra, geri dönmek zordur ve kötü huylu kimsenin, bundan sonra düzeltilmesi de kolay değildir.
DİNDAR BİR BABANIN OĞLUYDU. Zeki bir çocuktu. Daha beş yaşında iken babası ona namaz surelerini ezberletmeye başlamıştı. Her sure ezberleyişinde babası mutluluktan uçuyor, oğlunu kucağına alıp seviyor, kendisine böyle akıllı bir çocuk verdiği için Allah’a şükrediyordu. Babasının mutlu olduğunu ve kendisini sevdiğini görünce çocuk da gayrete geliyor, yeni bir sure ezberlemek için büyük çaba gösteriyordu. Gerçi bazen şaşırdığı oluyordu, ama babası tekrar yaptırarak ezberini kuvvetlendiriyordu.
Annesi: “Çocuğu fazla sıkıştırıyorsun, bey” deyince kızıyor:
“Sen karışma hanım, ağaç yaşken eğilir” diyordu.
Bu akıllı çocuk sadece sure ezberlemekle kalmıyor, babasıyla birlikte abdest almasını ve namaz kılmasını da öğreniyordu. “Önce eller yıkanacak. Sonra üç kere ağzımıza su alıp çalkalayacağız. İşte bak böyle. Sonra üç kere buruna su çekip…” diye devam ediyordu baba. O da babasına bakarak aynısını yapıyordu. Suyla oynamayı sevdiği için abdest almak hoşuna gidiyordu.






Son Yorumlar