You are currently browsing the monthly archive for Temmuz, 2007.
Diyorsunuz ki nedir bu Tuğçe aşkı? Diyoruz ki hor görmeyin Tuğçe’yi, hepimiz birer Tuğçe Baran’ız? Buyurun okuyun son yazısını ve karar verin siz de öyle misiniz, değil misiniz?
Tuğçe Baran’ın köşe yazısı
Yok öyle zeytinyağı gibi üste çıkmak!
Şimdi bütün köşeciler Baykal’a hücum ediyor. Yok iyi yönetememiş, yok politikası iyi değilmiş, yok canavarı zamanında o yaratmış.
Yok öyle şimdi zeytinyağı gibi su üstüne çıkmak!
Memlekette “türbanlılar mı?.. Ay ne kaka” diyen tek Baykalmış gibi..
Memleket deli gibi ki kutba ayrıldıysa Baykal falan değil SİZ pek sayın köşeciler SORUMLUSUNUZ!
Yazdığınız yüzlerce saçma sapan din düşmanı, halk düşmanı yazı yüzünden.
Yarattığınız monşer, elit havası yüzünden.
Bir biz biliriz, halk bilmez, salak bunlar havası yüzünden.
Baş örtülüye geri zekalı, namaz kılana yobaz, soyunmak istemeyen gerici dediğiniz için.
Amerikan filmlerindeki ortak ilginç özelliklere hiç dikkat ettiniz bilmiyoruz ama biraz düşününce aşağıdaki bütün maddelerin doğru olduğu ortaya çıkıyor.
1.Polis araştırmaları sırasında en az bir kez bir striptiz salonuna uğramak şarttır.
2.Amerika’daki bütün telefon numaraları 555 ile başlar.
3.Biri sizi sehirde kovalıyorsa, senenin hangi günü olursa olsun, genellikle St. Patrick Günü törenlerine rastlarsınız ve kalabalığa karışırsınız.
4.Butun yataklarda L şeklinde çarsaflar bulunur ve bu çarsaflar kadının koltuk altı hizasına kadar uzanırken onun yanında yatan erkeğin bel seviyesine kadar uzanır.
5.Bütün market alışverişi çantalarında en az bir somun Fransız ekmeği bulunur.
6.Kontrol kulesinde konuşabilecek birini bulan herkes bir uçağı indirebilir.
7.Herhangi bir binanin havalandırma sistemi mükemmel bir saklanma yeridir. Sizi orada aramak kimsenin aklına gelmez ve siz de hic bir güçlükle karşılaşmadan binanın herhangi bir bölümüne gidebilirsiniz.
Amerika Birleşik Devletleri, ‘Benim paşa keyfim için İran’a tavır koyacaksınız!’ deyip duruyordu.
Allah’a çok şükür, paşa keyfi bozuldu.
Fiyakası da bozuldu.
Türkiye ile İran arasında imzalanan yeni doğalgaz anlaşması, ABD’nin bu topraklardaki havasının sönmeye başladığına işaret ediyor.
“Stratejik müttefiki” ve hatta “ağa babası” olan ABD’nin şiddetli muhalefetine rağmen İran’la bu anlaşmayı imzalayan Türkiye devrim yapmıştır, tarih yazmıştır.
İran da, kendisini dünyadan tecrit etmeye çalışan ABD’ye gol atmıştır.
Nûrun alâ nûr.
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Mîraç gecesi, dudakları ateş makaslarıyla doğranan bazı insanların yanından geçtim.
“Ey Cebrail! Bunlar kimdir?” diye sordum.
Şöyle dedi:
“Bunlar, ümmetinin, söylediklerini yapmayan konuşmacılarıdır.”
Üsâme radıyallahu anh.
Buhârî.
* Osman Özsoy yazaramesaj@gmail.com Bugün yazımızda siyaset yok. Duygulu bir hikâye var. Hayatın kendisi var. Anadolu insanının dünyanın dört bir yanına ulaştırmaya çalıştığı Müslüman Türk’ün sesi ve soluğu var…Ben de bu hikâyeye aslında bir şans eseri denk geldim. Bir elim direksiyonda bir elim radyonun kanal arama düğmesinde gezinirken, “Her telefon çaldığında başımdan aşağı kaynar sular dökülmüş gibi oluyordu” sözlerini duyar duymaz kanal aramaktan vazgeçtim ve “neden acaba” merakıyla bekleyip gerisini dinlemeye başladım. Ama ne dinleyiş… Kendimden geçmişim.Konuşan, Anadolu’dan binlerce kilometre uzaklıktaki Meksika’da açılan Türk Koleji’nde öğretmen olarak görev yapan ve orada Türk insanının sesi ve soluğu olarak çaba gösteren Erhan Çokcoşkun isimli öğretmendi.
Ben o sırada Türkiye’nin yeni haber kanalı 24’te katıldığım bir programdan dönüyordum. Eşimi katıldığı bir akraba sünnet düğünü sonrası yol güzergâhım üzerinde bulunan bir noktadan alıp geçecektim. Dinlediklerimin bende bıraktığı etkiden olacak dalıp gittiğimden onu da unutmuşum. İstanbul’un Aksaray semtinden Taksim’e doğru yol aldığım sırada aklıma geldi ve geri döndüm. Gözüm yolda, kulağım radyoda araç kullanırken, eşimi kararlaştırdığımız noktadan aldım ve dinlediğim programın geri kalanını kenara çektiğimiz aracın içinde beraber dinledik.
1- Kendileri ile nikahlanmanız İslami açıdan meşru olan erkeklerle zaruret olmaksızın, meşru olmamanızı ve laubai davranmamanızı istiyor.
2- Kendisine karşı giyiminize dikkat ederek, dağınık bir durumda olmamanızı, düzenli ve cazibeli olmanızı istiyor.
3- Kendinizin, hayatınızdaki yerinin önemini zaman zaman ifade etmenizi, bunu hareketlerinizle de hissettirmenizi istiyor.
4- Onda görmek istediğiniz ve görmek istemediğiniz hasletlerin eksikliğini hissettirerek ve aşağılayarak değil de, saygılı bir şekilde ifade etmenizi istiyor.
5- Onu ruhen destekleyerek ve kendisine itimat ettiğinizi, güvendiğinizi hissettirecek tarzda, riyaya kaçmadan takdir edici sözler söylemenizi istiyor.
6- Kendilerinin eksik ve hatalı olan yön ve davranışlarını akrabalarınızda dahil olmak üzere başkalarının yarunda dile getirerek küçük düşürücü söz ve tavırlarda (Yanında ve gıyabında da olsa) bulunmamanızı istiyor.
7- Yabancı erkeklerin güzel hasletlerini eşinizi kıskandıracak şekilde ve onu aşağılayacak şekilde (Yalnızken de olsa) dile getirmemenizi istiyor.
8- Eşiniz eve geldiğinde, onu mümkün olduğu kadar kapıda ve güler yüzle, aynı zamanda temiz ve düzenli karşılamanızı, hal ve hatırını sorarak ilgilendiğinizi hissettirmenizi istiyor.
9- Arada sırada ufak da olsa hediye alarak gönlünü hoş etmenizi istiyor.
10- Kendi ana-baba ve akrabalarınıza göstermesini istediğiniz saygı kadar, onun da ana-baba ve akrabalarına hürmetkar davranmanızı istiyor.
11- Ev işleriniz ne kadar yoğun olursa olsun, kendisine zaman ayırmanızı istiyor.
İslamcılardan Kemalistlere, Ülkücülerden Komünistlere kadar herkes Amerika Birleşik Devletleri’ni düşman olarak görüyor. Saadet Partisi’nin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin, İşçi Partisi’nin, Milliyetçi Hareket Partisi’nin, Büyük Birlik Partisi’nin, Emeğin Partisi’nin, Türkiye Komünist Partisi’nin söylemlerine bakın; hepsi de ABD’yi Türkiye’ye ve bütün Ortadoğu’ya tuzak kurmakla suçluyor. AK Parti yönetimi, 1 Mart tezkeresini reddederek ABD’nin çarkına çomak sokan milletvekillerini seçimlerde liste dışı bırakarak cezalandırdı; ama bu partinin tabanı da ABD aleyhtarı.
Madem öyle, madem hepimiz ABD aleyhtarıyız, madem hepimiz ABD’nin bizi bir kaşık suda boğmaya çalıştığına inanıyor ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin bu amaca hizmet ettiğini düşünüyoruz, öyleyse niye Hamas’a hep beraber destek vermiyoruz? ABD, Siyonist emperyalizme direnen Hamas’ın dize getirilmesi için Dahlan’a bağlı kuvvetlere bol miktarda silah ve bir de general (Keith Dayton) gönderdi; bunu niye üzerimize alınmıyoruz? Emperyalizme karşı Hamas’la safları sıklaştırma basiretini niye gösteremiyoruz? Terörle mücadelenin ‘içeridesi-dışarıdası’ yok da emperyalizmle mücadelenin var mı?
19 Haziran 2007 - 04:43:41
Miladi 616 yılı Hz. Peygamber ve beraberindeki Müslümanlar için normal bir insanın güç yetiremeyeceği zorlukların başlangıcı olmuştu. Müslümanlara “Lailahaillallah” sözünün bedeli ödetilmekteydi.
Aynı dönemde Hz. Hamza ve Hz. Ömer gibi Kureyşin iki ileri geleni müslümanlar tarafına geçmişti. Bu durum Mekke’nin müşriklerini iyice tedirgin etmişti. Mekke’nin gözünde düşman olan Müslümanlar her geçen gün güçlenmekteydiler.
Bu durum karşısında Kureyşin ileri gelenleri toplandılar ve şu kararları aldılar:
1.Müslümanlar ve onlara destek olanlarla her türlü ilişki kesilecek,
2.Müslümanlara karşı boykot ilân edilerek bulundukları mahalle kuşatma altına alınacak,
3.Müslümanlarla alış-veriş yapılmayacak,
4.Müslümanlara kız alıp-vermek yasaklanacak.
Mekkeli müşrikler bu ve benzeri kararları bir kağıda yazarak Kabe’nin duvarına astılar.
Müşrikler bu kararları ile Müslümanları davalarından vazgeçireceklerini sanıyorlardı. Açlık ve çaresizlik karşısında davalarında yılgınlığa kapılacaklarını düşünüyorlardı.
Ancak zanlarında yanıldılar. Müslümanlar canları ve malları pahasına Peygamberlerinin yanında yer aldılar. Türlü türlü işkenceler karşısında ne kadınlar ne çocuklar ne de yaşlılar “La” demekten vazgeçmediler. Aç, susuz kaldılar ama inançlarından zerre miktarı taviz vermediler. Onlar direndiler ve kazandılar.
Şimdi sıra Gazze’de… Gazze muhasara altında. Bir yandan Siyonist işgalciler, diğer yandan kendilerini vatanın hamisi sanan fitneciler… Açlık sorunları şimdiden başgösterdi. Silahlarını Gazze’ye yönelttiler. Yakında büyük bir saldırı başlayacak ve Gazze tüm insani yardımlardan mahrum bırakılacak.
“Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.” Bakara 11
Olmert, her zamanki gibi darbeci güruha destek vereceğini ifade etti. Ardından ABD ve Avrupa Birliği’de bu kervana katıldı. Ve elbette İşbirlikçi Arap rejimleri de efendilerinin yolundan ayrılacak değiller.
Gün “Bizler Müslüman kardeşlerimizle beraberiz. Onlar kaybederse bizler de kaybederiz. Onlar kazanırsa bizler de kazanırız” demenin vaktidir. Gazze bizimle, biz Gazze’yle imtihan oluyoruz!
Şimdi Gazze’ye yardım zamanı… Şimdi HAMAS’a yardım zamanı.
“İnsanlar, onlara “haberiniz olsun düşmanlarınız size karşı çok büyük bir ordu hazırladı, onlardan korkun” dediklerinde, bu onların imanını arttırdı da “Allah bize yeter, o ne güzel vekildir” dediler.”
Al-i İmran 173
Kudüs Yolu
Adam, akşamüstü eve geldiğinde, bahçenin karmakarışık olduğunu görmüş. Çocukları bahçede çamur içinde oynuyormuş. Boş yemek kutuları ve içecekler etrafa saçılmış. Karısının arabası, garaj kapısının önünde, bir kapısı açık ve yamuk halde duruyormuş.
Evin girişindeki halının bir kenarı kıvrılmış, havaya kalkmış ve abajur sehpanın üzerine devrilmiş. Salondaki TV’nin sesi sonuna kadar açık bir halde çizgi film kanalındaymış. Oturma odasında yerler, oyuncaklar ve çocuk giysileri ile kaplıymış. Mutfakta, lavabo kahvaltı bulaşıkları ile doluymuş.







Son Yorumlar